Ayçaaa

Ayçaaa
@elizaayca
462 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·212 syf.··
2021 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2021 22:35
Zülfü Livaneli Ve Bir Kedi,Bir Adam,Bir ölüm ... 3-4 gündür sosyal medya detoksu yapıyorum kitabı okuduğum yer ise teknolojiden uzak çimlerin üstünde iki ağaca bağlanmış kocaman bir hamak ve şunu anlıyorum ki açık havada etkileneceğin bir alet olmadan kitap okumanın tadı çok farklı. Bir Kedi,Bir Adam,Bir Ölüm'ü aldığımdan beri çok uzun zaman geçti. Ne kadar Zülfü Livaneli'ye hayran olsam da bir türlü okuyamadım ama 1 hafta önce çantama kitaplarımı koyarken ilk koyduğum kitap buydu. Ben kitapları hislerine göre seçenlerdenim. Her kitabın her kişi için farklı bir zamanı var. Bu kitap da benim için bu zamanda uygunmuş. Neyse uzatmıyorum. Zülfü Livaneli'nin okuduğum 7.kitabı ve her defasında bir yazara ne kadar hayran olunuyorsa o kadar hayran oluyorum. Bütün kitaplarında hem sosyal konulara, ülkemizin, dünyanın kanayan yaralarına parmak basıyor ve bunu yaparken kendini tekrar etmiyor güncel ve farklı olmayı başarıyor. Bir kedi,Bir Adam,Bir ölüm de ise çok daha farklı bir şey deneyip karakterin başkasına anlattığı bir olayın roman halini sonra ise karakterin kaleminden olaya dair notları okuyoruz. Hatta bir kısımda bu karakter ''hayat ne yazık ki romanlardaki gibi akmıyor ve insanlar romanları taklit etmiyor '' diyor. Ve her şeyi tüm gerçekliği ile anlatıyor. Okuduktan sonra düşündüğüm şeylerden biri de eğer bir gün bir kitap yazacak cesarete sahip olsaydım bu tarz bir şey yazmak isterdim. Her şeyin kitaplardaki gibi kusursuz mutlu,veya kusursuz trajik olmadığını göstermek isterdim. İşte Livaneli'nin göstermek istediği şeylerden biri de buydu bence. Göstermek istediği diğer şey ise bağışlamak mı ? İntikam mı? insanın içini soğutur, yıllar geçince insanın en büyük düşmanı eline geçtiğinde onu bağışlayabilir mi? Bunun üzerinde de çok düşündüm ve kitaptaki karakterin de
Edebiyat
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
Reklam
Puan vermedi·125 syf.··
2021 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 03:34
Hırçın Kız... Okumadan önce ve okuma sürecimde bir kaç tane eleştiri okudum bu eleştirilerde kitapta kadının kötü aşağılayıcı ve erkeğe hizmet etmek için doğduğunu anlattığı ve kadın olarak bizim bunu okumamamız gerektiğini ima ediyor ve söylüyordu.(Kişisel olarak kimseye bir atıfta bulunmuyorum) Bu eleştirilerin bir kısmına katılıyorum. Özellikle son sayfalarda Kate'in yaptığı uzunca konuşma bunlar cinsiyetçilik katılıyorum fakat kaçırdığımız bir nokta var ki bu kitap 16.yüzyılda yazılmış. 16.yüzyıldaki dünya düzenini, kadınların toplumdaki yerini anlatmayacağım sonuçta herkesin bildiği şeyler. Okurken bunu göz önünde bulundurdum ve bu yüzden de çok keyif aldım açıkcası. 10 Things I Hate About You filmini izlemeden önce Shakespeare'in böyle bir kitabı olduğundan haberim bile yoktu. İzledikten sonra filmin kitaptan esinlendiğini öğrendim ve hemen okudum. Her zaman kitabın daha güzel olduğunu savunuyorum ve bu film/kitap karşılaştırmasında da böyle oldu. Kitabın içeriğine gelecek olursam: Çok zengin bir babanın iki kızı vardır. Kate ve Bianca. Bianca çok uysal, çok güzel ve itaatkar iken Kate tam tersi hırçın, sinirli ve kabadır. Bianca'a çok fazla talip gelir ve babası ona ve taliplerine büyük kızı Kate evlenmeden Bianca'nın evlenemeyeceğini söyler. Bunun üzerine talipler Bianca ile evlenmek için Kate bir eş bulmaya çalışır. Okurken sık sık güldüm gerçekten eğlenceli bir kitaptı aynı zamanda düşündürdü kadınların o zamandaki toplumdaki yerini ve şimdiki yeri, dönem karşılaştırılması bunlar hakkında düşündüm gerçekten eğlenceli ve boş zamanlarda üzgünken okunabilecek bir eser. Tavsiyelerimle iyi okumalar...
Edebiyat
Hırçın KızWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20125,8bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2021 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 00:55
Yine bir Jane Austen kitabı ve ben. Jane Austen karakterlerini yazmıyor adete işliyor. Kitabı okuduğunuzda hangi karakteri kendinize daha yakın hissettiğinizi ister istemez sorguluyorsunuz? Karakterlerimizden Elinor aklı temsil ederken Marianne tutkuyu temsil ediyor. Elinor olaylar durumlar karşısında sakince düşünürken Marianne tüm tutkusuyla karşı çıkıyor veya bağlanıyor. Bu iki zıt karakterin uyumu karşısında şaşsanızda ikisinden birini seçmek zorunda hissediyorsunuz. Ben Marianne'i seçtim sevdiklerine, savunduklarına, düşüncelerine tutkuyla bağlıydı bu bağlılığı sevdim kendimden parçalar buldum. Kitabın içeriğine gelecek olursam ; Dediğim gibi Akıllı sağduyulu, sabırlı bir abla ve meraklı, tutkulu, heyecanlı bir kardeşi anlatıyor. Kitap kızların babalarının ölmesi ile bütün mirasın ağabeylerine kalması ile başlıyor. Bu durum sonucunda anneleri ve üç kız kardeş uzak akrabalarının sahip olduğu bir kulübeye taşınıyor. Elinor bu taşınma ile sevdiği Edward'ı uzakta bırakıyor. Kardeşi Marianne ise tesadüfen aşkını burada buluyor. Bu ikilinin aşk hayatını İngiliz sosyetenin ikiyüzlülüğünü okuyoruz. Ve Jane Austen'in bu konudaki ignelemelerini farketmemek olanaksız. Kitapta betimlemeler fazla evet ama asla rahatsız etmiyor. Betimlenen her cümle gözünüzde canlanıyor ve kendinizi orada hissediyorsunuz. Okuması keyifli mutlu sona ihtiyacımız olan şu zamanlarda bize bunu veren sade bir kitap.
Edebiyat
Akıl ve TutkuJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2021 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 19:15
Madalyonun İçi ... Benim için yeri çok ayrı çok özel. Gülseren Budayıcıoğlu ile tanıştığım kitap. İlk okumam yaklaşık 3 yıl önceydi daha bu uygulamadan haberim bile yoktu. Ne okuyacağımı bile tam olarak bilmiyordum. Yaşımın da küçük olduğunu düşünürsek yüzeysel bir okuma yapmışım buna rağmen çoğu şey aklımdaydı. Dizisini sürekli Tv'de görünce okumaya tekrardan okumak istedim. Ve şunu fark ettim ki ne kadar güzel uyarlanırsa uyarlansın hiçbir dizi/film kitabın yerini alamaz. Zaten kitapların dizi/film olarak uyarlanmasını da hiç sevmiyorum özellikte Gülseren Budayıcıoğlunun bu şekilde keşfedilmesi beni üzdü. Onu ve tavsiyelerini kendime özel olarak hissediyordum şimdi tüm Türkiye bunları konuşuyor bencilce olabilir ama üzülmüyor da değilim. Kitaba dönecek olursam o kadar içten sıcak bir dil ile anlatılıyor ki siz kendinizi hikayelerin içinde hissediyorsunuz. Hikayedeki kişilere üzülüyor onlar için ağlıyor ,kederleniyorsunuz. Ve anlatılan yaşamlardan kendinize pay biçiyor yaptığınız veya yapabileceğin hataları görüyor kendi hayatınız hakkında çok şey öğreniyorsunuz. Kitabın içinde 15 hikaye 15 yaşam anlatılıyor. Bir kaçının konusundan bahsetmek isterim. Çöp Apartman hikayesinde 3 kız kardeşin geçmişte annelerinin bıraktığı travma yüzünden kendilerini temiz hissetmemeleri bu yüzden temizliği takıntı haline getirmeleri, çok temiz olalım derken daha da pis olmaları anlatılıyor . Aslında gerçekten çok iyi kalpli olan kız kardeşlerin hikayesine çokça üzülüyorsunuz. Ölümle Dans Hikayesinde ise YKS ,üniversite sınavı stresinin bir gence ne gibi sorumluluklar yüklediğini , çok yorucu bir süreç olduğunu ve gençlerin çok yıprandığını okuyorsunuz. Bu süreç içinde olan bir öğrenci olarak bu hikayeden çok etkilendiğimi ve çok ders çıkardığımı söyleyebilirim. Yazıyı daha fazla
Edebiyat
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 15:21
Sizin toprağınız benim toprağım, sizin eviniz benim evim; burası için ,buranın çocukları için bir ışık , bir ana olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım vallahi ve billahi. Bunu söyleyen çocuklar için halk için elinden gelen her şeyi yapan Aliye'ye bunu nasıl yapabildiniz? diye bağırmak istiyorum. Ve bazen düşünüyorum ki bizim halkımıza he şey müstahak. Duyuyor görüyor ve hatta anlıyoruz fakat anlamamazlıktan gelip birilerin arkasından gidiyor dolduruşa gelip masum insanlara, yüreği yalan söylemeye razı gelmeyenlere zarar veriyoruz. Din adı altında kendimize baskı kurulmasına ve insanlara din adı altında karışmaya, baskı yapmaya ,yorumlamaya bayılıyoruz. İşte Aliye bana bunları tekrar gösterdi. Yıllar geçmişse de hiçbir şey değişmemiş sanki. İnsanlara ne kadar iyilik yapmaya çalışırsan çalış onlar seni gördüğü gibi yorumluyor ve kafasında kurduğu kalıba seni koyuyor ve sen bunu asla değiştiremiyorsun. İçimi döktüğüme göre kitabın içeriğine geleyim`; İstanbul'dan küçük bir köye öğretmen olarak atanan Aliye burada çocuklara modern bir eğitim vermeye ve milliyetçilik aşılamaya çalışır. Ama bütün gözler, çok güzel olan Aliye'nin üzerindedir. Bunun yanında kuvvay-i Milliye'ye karşı Hoca Fettah efendi vardır ve halkı Aliye'ye karşı Türk Askerlerine karşı doldurur. Ve Yunanlılar ile iş birliği yapar. Kitap Halide Edip'in okuduğum ilk eseriydi bende bu kadar etki bırakmasını beklemiyordum. Kadınların yaşadığı zorlukları, yapılan haksızlıkları okudukça yer yer çok sinirlendim ve bazen de göz yaşlarımı tutamadım. Sonuç olarak çok güzeldi özellikle her kadının okuması gerektiğine inanıyorum ve tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Reklam