Zülfü Livaneli Ve Bir Kedi,Bir Adam,Bir ölüm ...
3-4 gündür sosyal medya detoksu yapıyorum kitabı okuduğum yer ise teknolojiden uzak çimlerin üstünde iki ağaca bağlanmış kocaman bir hamak ve şunu anlıyorum
ki açık havada etkileneceğin bir alet olmadan kitap okumanın tadı çok farklı. Bir Kedi,Bir Adam,Bir Ölüm'ü aldığımdan beri çok uzun zaman geçti.
Ne kadar Zülfü Livaneli'ye hayran olsam da bir türlü okuyamadım ama 1 hafta önce çantama kitaplarımı koyarken ilk koyduğum kitap buydu. Ben kitapları
hislerine göre seçenlerdenim. Her kitabın her kişi için farklı bir zamanı var. Bu kitap da benim için bu zamanda uygunmuş. Neyse uzatmıyorum.
Zülfü Livaneli'nin okuduğum 7.kitabı ve her defasında bir yazara ne kadar hayran olunuyorsa
o kadar hayran oluyorum. Bütün kitaplarında hem sosyal konulara, ülkemizin, dünyanın kanayan yaralarına parmak basıyor ve bunu yaparken kendini tekrar etmiyor
güncel ve farklı olmayı başarıyor. Bir kedi,Bir Adam,Bir ölüm de ise çok daha farklı bir şey deneyip karakterin başkasına anlattığı
bir olayın roman halini sonra ise karakterin kaleminden olaya dair notları okuyoruz. Hatta bir kısımda bu karakter ''hayat ne yazık ki romanlardaki gibi akmıyor
ve insanlar romanları taklit etmiyor '' diyor. Ve her şeyi tüm gerçekliği ile anlatıyor. Okuduktan sonra düşündüğüm şeylerden biri de eğer bir gün bir kitap
yazacak cesarete sahip olsaydım bu tarz bir şey yazmak isterdim. Her şeyin kitaplardaki gibi kusursuz mutlu,veya kusursuz trajik olmadığını göstermek isterdim.
İşte Livaneli'nin göstermek istediği şeylerden biri de buydu bence.
Göstermek istediği diğer şey ise bağışlamak mı ? İntikam mı? insanın içini soğutur, yıllar geçince insanın en büyük düşmanı eline geçtiğinde
onu bağışlayabilir mi? Bunun üzerinde de çok düşündüm ve kitaptaki karakterin de