Sen iyisin, dürüst bir insansın İlya.Duygulusun.Ama bir kumru gibi.Başını kanadının altına sokuyor ve öylece kalıyorsun.Bütün hayatını tavan arasında ötmekle geçirebilirsin.Ama ben öyle değilim.Bu kadarı bana yetmez.Ben başka şeyler istiyorum.Ama nedir bu şeyler bilmiyorum.Sense bana neyi aradığımı söyleyemezsin.İstediğim şefkat değil ki benim...Onu herkes verebilir.
Oblomov sordu :
- Benden nefret etmeyecek misin?
Olga hafif bir sesle :
- Niçin nefret edeyim?dedi.
- Her şey için.Sana yaptıklarım için.
- Bana ne yaptın?
- Seni sevdim.Bu bir hakaret sayılır.
- ...Hatırlıyor musun,bir gün parkta bana hayatın güzelleştiğini, artık senin için bir amaç,bir ülkü olduğumu söylemiştin.Elimi eline almış ve "Bu el benim olacak!" demiştin.Ben de kabul etmiştim, hatırlıyorsun değil mi?
- Nasıl unutabilirim? O el benim hayatımı baştan başa değiştirdi.Ne kadar mutlu olduğumu görmüyor musun?
- Hayır, görmüyorum.Beni aldattın...
Ah mutluluk! Mutluluk! Sen ne kadar zayıf,ne kadar cılız bir şeysin! Duvak, portakal çiçekleri, aşk...Bunlar güzel ama para nerede? Ey aşkın meşru ve temiz mutluluğu! Demek seni de satın almak gerek?