Puan vermedi·84 syf.··
2019 21. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #türkklasikleriserisi etkinliğinde #küçükşeyler kitabını okuduk. Kendisi aynı zamanda @okumacemberiolusturalim etkinliğimin de biten ilk kitabı olur. Küçük şeyler insanların başına gelme olasılığı yüksek olan olaylar zincirinden oluşmuş. Birbirinden farklı hikayelerle kimi zaman hayal kırıklıklarını, acıları, hüzünleri, kimi zaman ümidi ya da içine düşülen duygusal boşlukları anlatıyor. Büyük acılardan ziyade, çoğu insanın hesaba almayacağı ayrıntılar da irdelenmiş. Ama ben kitaba giremedim bu sefer. Sevdim hikayeleri ancak yaşayamadım. Kediler'de tebessüm ettim buruk bir şekilde, İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır'da üzüldüm, Düğün'de çok kızdım, Pandomima'da hüzünlendim ama istediğim şekilde yoğunlaşamadım. Çok koptum nedense. Keyifli okumalarınız daim olsun... "Yirmi yaşında olmadığımız halde bizler de mutlu olduğumuz anları gözden geçirsek, bütün kainatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız? Hiç..."
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
6/10
·128 syf.··
2026 161. kitabı
Kitapta toplam elli iki adet şiir bulunmaktadır. Şiirler ortalama seviyedeydi bence. Kitabın neredeyse yarısını mandala şekilleri oluşturuyordu. Şiirler farklı şekillerde yazılmış. Kimisi dört, beş dize kimisi daha uzun. Kimisinde kafiye var kimisinde kafiye yok. Genel olarak ortalama bir şiir kitabıydı diyebilirim.
AhfâSemih Öztürk · Ephesus Yayınları · 201742 okunma
Reklam
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,372 okunma
5/10
·256 syf.··
2026 6. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:32
Sylvia Plath’in okudugum ikinci kitabi, acik konusmak gerekirse günlükleri gercekten cok severek okumustum ama bu kitaptan neden bilmiyorum ayni tadi alamadim, bir defa yarim birakmistim, bu sefer bitirmek istedim fakat olay örgüsü birbirinden bagimsiz ve karmasik gibi geldi ve sonlara dogru sarsada ilk yuz elli sayfayi zor bela okudum diyebilirim, belki yanlis zamanda okudum ya da bana hitap etmedi bilmiyorum ancak son sayfalar güzel ve sürükleyiciydi.
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Silo-Hugh Howey
10/10
·558 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:58
"Kader bazen bizi istemediğimiz yerlere götürebilir,ancak sonrasında eylemlerimizi kontrol edemez." "Ya sana bütün dünyada yalnızca elli silo olduğunu ve bizim de o dünyanın mini minnacık bir parçasında bulunduğumuzu söylesem?" Wool serisinin ilk kitabı Silo,zehirli atmosfer ve kum fırtınaları yüzünden insanlar artık Dünya'nın yeryüzünde yaşayamıyor. Onun yerine yeraltına yaptıkları,yüzlerce kat derinliklere uzanan büyük bir siloda yaşıyor. Yetkililerin bulunduğu En-Tepe hariç dış dünyayı görebilecekleri bir yer yok. Silo da yaşayan insanların antlaşmaya uygun olarak belirli kurallara uymak zorundalar. Eğer kurallara uymazlarsa dış dünyaya temizliğe gonderiliyorlar. Tecrübeli Şerif Holston siloda çignenmemesi gereken en büyük kuralı çiğniyor ve dışarı çıkmaktan söz ediyor. Holston'un yerine şerif adayı olarak gösterilen Mekanik mühendisi Juliette oluyor. Tabi işler bu karardan sonra çok değişiyor. Ben yıllar önce bu serinin önce dizisini izlemiştim ve bayılmıştım. Daha sonra kitabında da aynı duyguları mi hissedeceğimi merak ederek serinin bütün kitaplarıni aldım. Ve iyi ki okumuşum bu kitabı. Yazarın kalemini ilk defa okudum ve bu güzel kurguyu akıcı bir şekilde yazmış. Bazı yerlerinde olaylar yavaş işlenmiş ama konunun gidişatına çok uyan bir akış olmuş. Kitap bilimkurgu ve distopya türünde çok güzel yazılmış. Bazı sırların açığa çıkmaması için kimlerin feda edildiğini,insanlardan saklanan gerçekleri ve geçmişte neler yaşandığını okuyoruz. Juliette karakterini genel olarak sevdim. Hayatta kalmak için o çabaladığı yerleri okumak çok heyecanlıydı. Bernard karakterinden ise bu kitapta nefret ettim . Sırf kendi doğrularını korumak için bir sürü insanın hayatıyla oynamış. Kitabın dördüncü ve beşinci bölümü temponun daha yüksek olduğu kısımlardı. Serinin ikinci kitabını
1000Kitap
SiloHugh Howey · İthaki Yayınları · 2020872 okunma
Puan vermedi·%67 (200/296 syf.)··
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:04
İsmi benim için özel olan bir kitap bu nedenle hakkında biraz konuşabilirim diye düşündüm. Beklediğimden daha karamsardı, okuması da bu nedenle yorucu ve uzun sürdü çoğu zaman. Sürükleyici bir olay örgüsü yok, zaten okuru olaya bağlamaktansa duyguyu vermeye odaklı ki bayıldım ben böyle eserlerin insanıymışım. Geçmişe takılı kalma düşüncesi başlı başına cezbedici bir konu benim için ve yazarın bunu monoton bir düşünce kitabı ile sınırlandırmayıp eklediği unsurlar cümleleri bir süreden sonra daha da anlamlı getirdi. Her okurun beğenebileceği bir yazım dili olduğunu düşünmüyorum. Konusu beni içine çekse de özellikle kitabın yarısına geldiğinizde konu fazla siyasi olmaya başlıyor ve sayısal verilerde karışıyor. Beni yine de durduran bir özellik değildi zaten kitap buna ağırlık verdiğini ilk sayfalarda belli ediyordu. Yine de bir günde on sayfadan fazla okutmuyor ne yazık ki. Başucu kitabım olabilecek kapasitede ve sevdiğim birden çok sayfası olmasına rağmen benim gözümden düşüren tek etken son elli sayfada neredeyse olaydan tamamen kopmamdı. Asıl çarpıcı kısımlara geldiğimde ani bir kopuş yaşayınca son sayfalarda beni gerektiği kadar etkilemedi. Okuyup bitirince sanırım üzülmeliyim diye düşündüm hatta nwmqnqjs ortalarındaki heyecanım devam etseydi günlerce etkisinden çıkamazdım ve keşke öyle olsaydı. Yarım kalmış gibi hissediyorum belki son bölüme tekrar dönerim. Bu şekilde, konusunu inceleyip eğer ilginizi çekiyorsa ve fazla bilgi ağırlıklı olması sizi rahatsız etmiyorsa denenebilecek bir eser daha bitirmeden birilerine önermeye başlamıştım bile. Ama dediğim gibi ana konu ortalarda gelişme gösteriyor ve o kısımlarda kopmamak lazım eserden. Çok güzel alıntılar var içerisinde, yazarın kalemi kendini her sayfada tekrar gösteriyor diğer kitaplarına da bakmayı
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,703 okunma
Reklam
Reklam