“Her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum.”
“Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim... Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi ürkütmekten her zaman çekinirdim.”
Saat 02:51 itibariyle okumayı bitirdiğim kitap. Kalınlığına aldanıp okumaktan kaçmayın kesinlikle kendini okutuyor. Daha ilk sayfadan beni etkisi altına almayı başardı. İçeriğine değinecek olursam kitap tam bir edebi cümbüş. Böylesine çok çeşitliliğe her kitapta rastlamak mümkün değil. Alt tabakadan Martin Eden’ın ünlü bir yazar olmaya çabalarken tam olarak nasıl hissizleştiğini okuyoruz 517 sayfa boyunca. Çevirmenin deyimiyle gözleri açılan Martin Eden içine dahil olmak istediği toplumun içyüzünü görüyor ve kayışın koptuğu nokta tam da burası. Olayların bu noktaya gelmesi de tamamen güzel ama iç burkan bir serüven. Bireyciliğin yenilgisini böylesine çarpıcı bir şekilde okumak bende derin bir iz bıraktı, kitabın sonunu da halen aşabilmiş değilim. Özetle güzeldi, fazla güzeldi.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma