Tanrı affetsin, artık ben onu affetmiyorum. Hayatımda güvenebileceğim tek bir şey bile kalmadı artık. Samimiyet hissedebileceğim tek bir omuz yok artık. Benden tüm duyguları söküp almasını belki anlayışla karşılayabilirdim ama Tanrı, yalnızca duygularımı değil, ruhumu da söküp aldı benden. O yüzden o artık affetsin beni, ben affetmiyorum.
(...) Fena para değil; ama yazı yazmak, boşuna kafamızı, ruhumuzu harcamak, hayallerimizi, düşüncelerimizi satmak, tabiatımızı zorlamak, durup dinlenmeden hareket içinde olmak, hep bir amaç peşinde koşmak... Sonra da yazmak, yazmak, dönen bir tekerlek gibi, bir makine gibi yazmak! Yarın, öbür gün, daha öbür gün hep yazmak!