“Herkesin akraba olduğu, toprakla birlikte tutkuların da miras kaldığı, kuşaklar boyunca aynı sevginin ve aynı nefretin babadan oğula geçtiği bu küçük kasabada Lambert adındaki delikanlı onlardan bambaşka bir kimseydi. Hepsinden ayrı, köksüz...”
Neye, nereye elini atsan dökülüyor. Dökülmemiş, laçkalaşmamış hiçbir şey yok. Bir memleket bu hale nasıl getirilir, nasıl gelir, bunu akıl almıyor. Her yerde, her şeyde bir çürüme. Yoksulluk gırtlağa kadar, cehalet almış yürümüş.
Biz insanlar gerçekten de tuhaf yaratıklarız. Öyle görkemli düşler kurar, öyle yapıtlar ortaya koyarız ki, görenler hayran kalır. Ama bazen de öyle kaypaklaşır , öyle aceleci davranırız ki o güzellikleri yaratanlarla bu kolaycı tavrı benimseyenler aynı insanlar mıdır , anlamak zorlaşır.