Elvan

Tibet Budizmine Giriş
6/10
·48 syf.··
2026 13. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 15:39
Simon diye rüyalarıyla başı dertte bir karakterimiz var. Paris'te kafede otururken karşısında bir kadın beliriyor. Ona Simon'un Milarepa diye birinin amcasının reenkarnasyonu olduğunu söylüyor. Karabasanlarından kurtulmak istiyorsa Milarepa'nın ve ona zulmeden amcasının hikayesini anlatmak zorunda olduğunu da ekliyor. Simon da bu karakterin ruhuna bürünerek işe koyuluyor. Simon, Milarepa'nın amcasının ruhundayken, Milarepa ile başlarından yıllarca bazı olaylar geçiyor. Bu olayların sonucunda Milarepa bir budanın yanına eğitime gidiyor. Orada inzivalarla, meditasyonlarla dünyevi dertlerden arınıyor. Nefretin ve öfkenin kişiyi ele geçirmemesi gerektiği, zamanın geçici olduğu, önemli olanın bu geçici dünyada gerçek bir insan olabilmek olduğu gibi dersler alıyor. Yazar bu kitabında sevgi ve nefret, öfke ve sükunet, madde ve mana, iyilik ve kötülük, zenginlik ve fakirlik, yaşlılık ile gençlik gibi zıtlıklarla Budist öğretilerle bir denge kuruyor. Bu mesajlar elbette çok güzel ama ben metni çok etkileyici bulamadım maalesef. Bana göre biraz daha uzun ve derinlikli olmalıydı. İntikam hırsıyla büyücü olan bir karakterin nasıl bir bodhisattvaya dönüştüğünü, bu karakter gelişimini daha ayrıntılı okumak isterdim. Yan karakterlerin (kardeş, anne, yenge) neler yaşadığını satır aralarından çıkarmak yerine, onlara ara ara ayrı başlıklar açılmasını da beklerdim. Ancak yazarın Görünmeyen Döngü serisi kitaplarının amacının farklı inanç sistemleri ile ilgili masalsı küçük metinler yazmak olduğu düşünülürse de bu kısalık normal olabilir. Milarepa Eric Emmanuel Schmitt
MilarepaEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2026330 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kurgu gibi ama değil, gerçek bir yaşam öyküsü
7/10
·147 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap, aile büyükleri Ürgüp'ten Yunanistan'ın Larissa şehrine mübadil olarak gitmiş Dimitri'nin Ürgüp'e gelmesiyle başlıyor. Amacı, eski köylerini gezmek, toprağından, suyundan ailesine götürmek. Burada yolu Mustafa Güzelgöz ile kesişiyor. Namı diğer Eşekli Kütüphaneci. Onun hikâyesi Dimitri'yi çok etkiliyor, sıkı fıkı bir 15 gün geçiriyorlar. Biz de kütüphanecinin hikâyesini, o Dimitri'ye anlatırken öğreniyoruz. Mustafa Güzelgöz, bir kütüphane memuru. Ama kütüphaneye gelen giden yok. Zaten kütüphanede de pek kitap yok. Önce kitapları bağış yoluyla temin ediyor. Sonra da "insanlar kütüphaneye gelmiyorsa kütüphane onların ayağına gitsin" diyerek eşeğiyle köy köy gezip kitapları dağıtıyor. Belirli aralıklarla tekrar bu köylere gidip okunan kitapları geri alıp yenilerini veriyor. Köylere kitaplıklar koymaya başlıyor, kadınlar gelip hem işlerini görsünler hem okuyup dinlesinler diye dikiş makineleri kurduruyor. Çocukların da gelmesi için zor da olsa çocuk kitapları buluyor. Okuma oranı Ürgüp ve civarında bir hayli yükseliyor. Tabi ki Türkiye'de hiçbir iyilik cezasız kalmadığı için başı nihayet derde giriyor... Fakir Baykurt'un ölüm döşeğinde yazıp bitirdiği bu biyografik eser, Cumhuriyet ile başlayan Anadolu kalkınma hareketinin nasıl sekteye uğratıldığının, cehaletin ve safsatanın ne kadar hızlı ilerleyebileceğinin kanıtı. Bu olayların üzerinden geçen bunca zamanda hiçbir şeyin değişmediğinin kanıtı da günümüz... Yapısal olarak kitapta kronolojik bir anlatım vardı. Bölümlerin kısalığı okumayı hızlandırıyordu. Ancak fiil çekimleri bu hızı bazen azaltıyordu. Örneğin bir cümlede şimdiki zaman kullanılmışken, bir sonraki cümlede -di'li ya da -miş'li geçmiş zaman kullanılıyordu. Bu küçük pürüz, kitabın kıymetini azaltmaya yetmez tabi ki. Aksine keşke daha çok okunup daha
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
7/10
·112 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 20:05
İki adam, biri genç biri yaşlı. İnsanın ne olduğuna ve ne olmadığına dair felsefi bir tartışmaya başlarlar. Yaşlı adam bilge, genç adam onun öğrencisi gibi bir konuma gelir, sayfalar ilerledikçe. Bilge adamın savunduğu ve genç adamın inanamadığı bazı görüşler şunlardır: İnsan bir makinedir, yapması gereken kadarını yapabilir. İnsanı övmek boşunadır, onu yaratan Tanrı'yı unutmamak gerekir. İnsanın içinde hoşnut edilmeyi bekleyen bir efendi vardır ve kararlarımızı onu huzura erdirmek için alırız. İnsanın kendine ait, özgün bir fikri yoktur. Çevresel etkenlerle, mizaç ve eğitim yoluyla elde edilebilecek bazı öğretiler vardır. Mark Twain bu eserinde insan olmanın gereklerini, "şey" lerin sınırlılığını, içgüdü ve dürtü gibi kavramların içeriğini, Shakespeare'in ve Edison'un bir karınca ya da filin yaptığı işten çok da farklı olmayan işlerini ve daha pek çok olguyu örnekler vererek sorgular. Bu sorgulamayı da iki farklı kişi üzerinden anlatır. Okurken bu iki farklı kişiye öyle inanıyorsunuz ki tek bir yazar tarafından yazıldığına inanmak güçleşiyor. Belki de onu klasik yapan etkenlerden biri de bu kişileştirmeyi başarılı bir biçimde yapmasıdır. Son olarak kitap kısa ama soyut ve dolu bir felsefi atışma olduğu için çok hızlı okunmuyor. Bir solukta okunup bitirilecek bir kitap değil, üzerinde bol bol düşünülecek, notlar alınacak bir metin. Az fakat doyurucu İnsan Nedir? Mark Twain
İnsan Nedir?Mark Twain · Can Yayınları · 202218,9bin okunma
9/10
·72 syf.··
2025 35. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2025 16:50
Kitap yalın, çarpıcı ve etkileyici. Hatta hüzün dolu. Dün benim yazardan okuduğum ilk kitap ve tarzına vuruldum. Kitabın başında neden bu kadar kısa bir roman diye hayıflansam da inanın bana daha uzun olsa bu anlatı ile baş edemezdik. Tobias, köyde bedenini satarak geçimini sağlayan bir annenin oğlu. Ocağın başında ısınmaya çalışırken yan odadan gelen seslerle büyümüş bir çocuk ve bir gün bu yaşama dayanamayıp ikisini de bıçaklar. Bu yüzden de başka bir ülkeye kaçar. Yaşadığı yeni ülkede sığınmacı olmak, fabrika işçisi olmak, sevdiği kadını beklemek ve Türk filmlerini aratmayan bir tesadüf ile hayatına bir yol çizmek durumunda kalır. Göçmen bir işçi olmanın, imkansız aşkı beklemenin, iyileşmeyen çocukluk travmalarının gözümüze sokmadan, yerli yerince kullanması, edebi tadı bozmadan, bizi kitaptan koparmadan akıp gitmesini sağlamış. Ben bu hikayeden ve anlatımdan fazlasıyla etkilendim. Kısacık bir kitabınsa bunca duyguyu yaşatmasının matematiğini ise asla çözemedim. DünAgota Kristof
DünAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20193,116 okunma
İnanılması güç bir kafa, müthiş...
10/10
·68 syf.··
2025 33. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 14:25
1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur ve dil devrimi başlar. Konuşulan dil ile okullarda akademik olarak kullanılan ağır Arapça-Farsça karışımı teorik dil arasındaki fark giderilmeye başlanır. Çünkü eğitim seviyesinin düşük olmasının bir sebebi de anlaşılmaz yabancı terimlerin öğrenilmesindeki zorluktur. Bu yüzden 16 tane komisyon kurulur. Atatürk bu çalışmaları her ne kadar izlese de hepsine aktif olarak katılacak zamanı yoktur. Yine de bu konuda örnek olmak için Riyazi ilimlerin 6 kolundan biri olan Hendese'yi seçer. Yani Matematiğin alt dalı Geometri. Açı, çap, çevre, koni, prizma, kare, kenar, kiriş, oran, paralel gibi terimleri dilimize kazandırmakla kalmaz, bir de herkesin anlayacağı şekilde alan-hacim hesaplama, iç-dış açı hesapma gibi bilgiler verir. Vefatından yalnızca bir yıl önce yaptığı bu çalışma ise günümüze hâlâ ışık tutmaya devam ediyor. Kitabı okudukça hem dil bilgisine hem geometri bilgisine hayran olmamak elde değil. Büyük değil, çok büyük bir deha... Geometri Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,408 okunma