Yataktan çıkmamak,
kimseyle görüşmemek
fikri depresyon değil de
terapi gibi geliyor bana.
Güzel müziklere,
dizilere, kitaplara ve filmlere
kaptırmanın neresi kötü olabilir ki.
Mis gibi arınıyorsun.
Yarışma bu ya! "Kim daha çok ağaç devirecek?" diye bir yarışma yapılmış. Yarışmaya katılan iki ormancı sabahtan akşama kadar hiç durmadan ormanda ağaçları devire devire ilerlemiş. Akşam olunca ağaçlar sayılmış. Daha çok ağaç devirdiği için birinciliği kazanan ormancıya diğer arkadaşı, "Bu mümkün değil ! " diye itiraz etmiş.
Yetkililer sebebini sorunca da: "Ben hiç durmadan ağaç devirmekle meşgulken, o birkaç kez mola verdi. Nasıl olur da benden daha çok ağaç devirir. Bu mümkün değil !" demiş. Birinci olan ormancı: " Doğru söylüyor! O hiç ara vermeden ağaç devirirken ben birkaç kez ara verdim. Ancak ben verdiğim o aralarda baltamı biliyordum! " demiş.
Tabi bunu duyan ormancı nerede hata yaptığını anlamış.
"Ülkesinin ve insanlığın geleceğinden ümidini kesmeyen insanlar her fırsatta kendini yetiştirmeye, geleceğe hazırlık yapmaya, yani baltasını bilemeye devam etmeli. "
Biz millet olarak "eğitime" önem veren bir milletiz. Ancak en büyük hatamız eğitimi "diploma" almak sanmamızdır. Eğitim diploma almak değildir. Kendini yetiştirme alışkanlığı kazanmaktır. "Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin! " diyen bir Peygamberin ümmeti bu hadisten ne anlıyor acaba?