Aslı Fransızca'dan çevrilen (Le Dernier Jour d'un Condamné) bu opus magnumun orijinali, V. Hugo tarafından bir takma ad ile 1829 yılında yayımlamıştır.İçerik bakımından son derece yalın ve açık olan 132 sayfalık kısa roman, idam cezasının insanlık dışı yönlerini - ki bu yönler çoğu zaman münferit boyutunu terkedip bedellerini kitlelere ödetmiş yönlerdir - etik anlayışımıza münasip olmadığı tavrını takınarak hem trajik hem de beyhude olduğunu göstermeyi amaç edinmiştir.
Hugo, bu romanında yüzyıllardır süregelen envai çeşit suçların gerekçesi olarak uygulanan “ölüm cezası” olgusunun tarihsel bağlamından koparmadan insan bedeni,ruhu ve idama mahkûm edilenlerin yakınları üzerindeki yarattığı etkileri irdelemiştir.Ölüm korkusu ve merhamet duygularını okuruna sarsıcı bir empati ile hissettirmesinin yanı sıra temasında buhran dolu yaşamlara, yalnızlığa, hayatta kalma dürtüsüne serpiştirilmiş olarak yer vermiştir.
19. yüzyıl Fransa'sının realist bir düzlemde siyasi ve sosyolojik yapısına eleştiri niteliğinde eser olduğundan tarihi, toplumsal ve psikolojik bir kaynak olarak da görmemiz pek âlâ mümkündür.Proaktiflik rolüne bürünmüş kitabı en önemli kılan özelliklerinden biri, 1. tekil kişi (ben) ağzıyla kaleme alınan romanlara öncülük ve yol açıcılık görevi üstlenmiş olmasıdır ( Robinson Crusoe'nun -1719- bu öncülüğü başlattığı yönündeki tartışmalardan da bahsetmeden geçmek olmazdı. ).Bilişsel istintak(sorgulama) ile harmanlanmış bir iç monolog örneğidir.Çevirisinde her ne kadar sıkça arkaizm kokuları burnumuza gelse bile "Bizi zorlamayan şey, geliştirmez." perspektifinden yola çıkarsanız durum pek de elzem olmayacaktır.
Haylice uzun olan önsöz kısmında, gerçek yaşamın içinden isimler verilerek emsallendirilen giyotin (bir nevi idam aracı), başarısız idam denemelerinin