Yaşamaya geldik dünyaya, yazılan şekilde.
Ağlayacağımız anlar da güleceğimiz de önceden hazır, sadece doğru anı bekliyoruz; sahneyi kaçırmamak için. Bir kişinin bir saniyelik geç gülümseyişi ya da erken ağlaması tüm halkı afallatabiliyor, kendi kasabalarımızda.
ve Şiir...
Şiir, kalbin ritmini yakalamasıdır; yazık sana, acıyorum, senin ritmin yok.
Dikenler sadece vardığımız anı daha da kıymetli kılmak için. Uğruna çabaladığın şey daha kıymetlidir her zaman. Tıpkı oltayla tuttuğun balığın; her zaman, tezgahtan aldığın balıktan daha lezzetli olması gibi. Bense kimseye balık vermem, oltam da yok, balık tutmayı da bilmem zaten. Tezgahtan gelmiş, oltayla tutulmuş. aramam. Yanında rakı ararım sadece.
Bunca yapmacıklığın sebebi belli oldu. Evde misafir var. Evde misafir olması = istediğimi yapabilirim. Şu an gidip tavana sıçsam bizimkiler dönüp "Aferin be oğlum, nasıl becerdin sen bunu, helal olsun be, ne göt varmış bizim oğlanda" der. Dokunulmazlığım var şu an bu evde.
"Hayvanları çok severim. Ama geldim, burada çalışıyorum işte. Ustabaşılığa terfi edince evlendim, çocuklarım oldu ve... Neyse işte, artık kafama eseni yapacak durumda değildim."