Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir aşkı anlatmaz.Geçmişin insanın peşini yıllarca nasıl bırakmadığını intikamla başlayan bir yolun insanı nereye sürükleyebileceğini anlatır. Savcı-İlayda Koçyiğit Ela kadınlar ve çocuklar için mücadele eden,adalet duygusunu her şeyin üstünde tutan bir savcı. Ancak hayatı boyunca başkalarının yaralarını sarmaya çalışırken kendi yaraları hiç kapanmıyor. Özellikle nişanlısının ölümünden sonra hayatı tamamen değişiyor. Bir davanın peşine düşen Ela suçlu olarak gördüğü mafya liderini hapse göndermeyi başarıyor. Fakat bu kararın bedelini de ağır ödüyor.Görevinden uzaklaştırılıyor ve yıllarca emek verdiği mesleğinden kopmak zorunda kalıyor. Tam her şey bitti derken hayatına Serkan Karavan giriyor.Serkan,Ela'nın geçmişindeki en büyük düşmanlarından biri olan adamın yeğeni.İlk başta aralarındaki tek şey öfke ve önyargı.Fakat kader onları sürekli aynı noktada karşı karşıya getiriyor.Üstelik Ela'nın yardım ettiği genç bir kadının, yıllardır nefret ettiği ailenin kızı çıkmasıyla olaylar daha da karmaşık bir hal alıyor. Hikaye ilerledikçe sadece eski düşmanlıkları değil ailelerin sakladığı sırları da öğrenmeye başlıyoruz.Ela bir yandan geçmişte yaşadıklarının hesabını vermeye çalışırken diğer yandan hiç beklemediği duygularla yüzleşiyor. Çünkü bazen insanın en uzak durmak istediği kişi hayatında en çok yer kaplayan kişi haline gelebiliyor. Hazırsanız... Adalet için başlayan bir savaşın yıllar sonra intikam, sırlar ve beklenmedik duygularla bambaşka bir yöne sürüklendiği o hikayeye yaklaşabiliriz... Belki de insanı en çok zorlayan şey düşmanları değildir...Onlar hakkında bildiği her şeyin yanlış çıkmasıdır.
Savcıİlayda Koçyiğit · Vera Kitap · 202583 okunma
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:38
Merhaba kitap dostlarım. Bugün sizlere kalemini büyük bir hayranlıkla takip ettiğim değerli yazarım Sema Soykan'ın #Keşke kitabı ile geldim. Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; hissedilir, düşündürür ve uzun süre zihninizden çıkmaz. Keşke benim için tam da böyle bir eser oldu. Sema Soykan bu romanında bizleri Köy Enstitülerinin kuruluş yıllarına götürürken, dönemin eğitim anlayışını, toplumsal değişimini ve yaşanan siyasi gelişmeleri, Sabiha ile Fikret'in duygu yüklü hikâyesi eşliğinde büyük bir ustalıkla anlatıyor. Bir yanda ülkesine faydalı olabilmek için emek veren idealist gençler, diğer yanda umutların önüne çekilen engeller... Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir dönemi okumuyor, o dönemin ruhunu da hissediyorsunuz. Köy Enstitülerinin üretime, eğitime, sanata ve bilime verdiği değeri okumak beni derinden etkiledi. Yazarın tarihî olayları güçlü bir kurgu içerisinde sunması sayesinde hem bilgi ediniyor hem de karakterlerin yaşadığı sevinci, hüznü ve mücadeleyi yüreğinizde hissediyorsunuz. Özellikle Sabiha ve Fikret'in idealleri ile sevgileri arasında verdikleri mücadele, hikâyeye çok güçlü bir duygu katıyor. Her satırında büyük bir araştırmanın, emeğin ve özverinin izlerini görmek mümkün. Tarihî gerçeklerle kurgunun böylesine doğal bir şekilde iç içe geçirilmiş olması, kitaba ayrı bir değer kazandırmış. Okurken zaman zaman gururlandım, zaman zaman hüzünlendim ve bazı sayfalarda "Keşke..." kelimesinin ne kadar derin anlamlar taşıdığını bir kez daha hissettim. Tarihî kurgu seven, geçmişimizi farklı bir pencereden tanımak isteyen ve okurken hem öğrenip hem de duygulanmayı seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Böylesine kıymetli bir eseri biz okurlarla buluşturduğu, büyük bir emek ve titizlikle hazırladığı bu romanı kaleme aldığı için sevgili hocam Sema
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,011 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Denizin Altında Kaybolan Potansiyel
6/10
·280 syf.·
2026 79. kitabı
Selam. Beni yeterince tatmin etmeyen ancak oldukça masalsı olan bir kitaplayız bu gün. Fantastik öğelerle bezeli, Kore mitolojisinden ilham alan ve son yıllarda oldukça ilgi gören Denizin Altına Düşen Kız, özellikle atmosferi ve masalsı dünyasıyla dikkat çeken bir kitap. Ben de kitaba beklentilerle başladım ve okuma deneyimim boyunca hem beğendiğim hem de eksik bulduğum noktalar oldu. Axie Oh'un Denizin Altına Düşen Kız kitabını bitirdiğimde bu kitabın aslında kötü olmadığını düşündüm. Hatta yer yer çok güzel fikirleri, etkileyici sahneleri ve gerçekten ilgi çekici bir dünyası var. Ancak bütün bunlara rağmen bende büyük bir etki bırakmayı başaramadı. Bunun sebebi de sanırım yazarın kafasındaki fikirlerle bunları sayfalara aktarma başarısı arasındaki mesafe. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Denizler, ruhlar, tanrılar, efsaneler ve masalsı anlatım zaman zaman gerçekten büyüleyici bir hava yaratıyor. Özellikle bazı betimlemeler çok başarılıydı. Hatta kitabı okurken neden bazı insanların ona bir Ghibli filmi havası yakıştırdığını anlayabiliyorum. Eğer bu hikâye animasyon olarak izleseydim muhtemelen çok daha fazla etkilenebilirdim. Fakat aynı hissi kitapta alamadım. Çünkü atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun hikâye ve karakterler onu desteklemekte zorlanıyor. En büyük sorunlarımdan biri anlatım dilindeydi. Özellikle büyükannenin hikâyeleri o kadar sık tekrar ediliyor ki bir noktadan sonra dikkat dağıtmaya başlıyor. Sürekli "büyükannemin anlattığı hikâyelerdeki kadınlar", "büyükannemin öğrettiği şeyler", "büyükannemin hikâyeleri" ifadelerini görmek karakterin kendi düşüncelerini geliştiremediği hissini yaratıyor. Üstelik bu sadece büyükanneyle de sınırlı değil. Dedem şöyle derdi, ağabeyim böyle söylerdi, büyükannem şunu anlatırdı... Bir süre sonra karakterin
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023848 okunma
9/10
·112 syf.··
2026 54. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:26
Küçük Prens’i okurken sanki bir masal okuyormuş gibi ilerliyorsunuz ama aslında her bölümde hayatla ilgili önemli bir şey söylüyor. Sevgi, dostluk, yalnızlık ve birine emek vermenin değeri üzerine düşündürüyor. Kitabı bitirdiğimde içimde hem tatlı bir huzur hem de hafif bir hüzün kaldı. Bence bu kitap, yaşı kaç olursa olsun herkesin en az bir kez okuması gereken eserlerden biri. Çünkü büyürken kaybettiğimiz bazı duyguları bize yeniden hatırlatıyor.
Duygu ve Düşünce
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
Mesa’yı okuyun. Cümleye böyle girmekte beis görmüyorum çünkü bu genç yazarın küçücük ayrıntılarla koca düzeni ifşa etme becerisini daha görünür kılmak gerek. Dramatik büyük olaylara ihtiyacı yok. Onun alameti farikası, insanın içindeki küçük gerilimleri, bastırılmış utancı ve huzursuzluğu okurun sinir uçlarına basarak görünür kılması. İlişkiler içindeki görünmez güç mekanizmalarını açığa çıkarmaya yemin etmiş biri Mesa. Ve bunu öyle iyi yapıyor ki, okurken sıkışmış, boğulmuş hissediyorum. Bir Aşk’ta bunu özellikle ilişkiler üzerinden yapıyordu. Bu kitapta ise en çetrefilli yerden, aile kavramı üzerinden yapıyor. Büyük olaylara, fiziksel şiddete ya da yüksek dramatik kırılmalara başvurmaya tenezzül etmiyor derdini anlatmak için. Çoğumuza sıradan gelen gündelik baskıyı, sevgiyle tahakkümün birbirine karıştığı ince çizgiyi belirginleştiriyor. Aileyi kapalı bir kurum gibi anlatmıyor; ailenin kurduğu yaraların insanın toplumla ilişkisine nasıl sızdığını gösteriyor. Evde yaşadığı sıkışmayı içselleştiren çocukların dışarı çıktığında da “yer kaplama hakkından” emin olamayışı… Aile içinde sürekli denetlenmiş, küçümsenmiş ya da duygusal olarak bastırılmış birinin okulda, arkadaşlıkta, aşkta, iş hayatında kendini doğal bir özne gibi hissedemeyişi… Evde söz hakkı olmayan çocuğun, dışarıda da kolay kolay ses çıkaramayan bir yetişkine dönüşmesi… Karakterleri asla dramatik biçimde “mağdur”laştırmıyor. Daha çok, insanın hayata katılma enerjisinin yavaş yavaş nasıl aşındığını gösteriyor. Kendi tercihlerini ahlaki üstünlük gibi sunan, başkasının yükünü “değer”, “doğallık”, “emek” gibi kavramlarla meşrulaştıran, karşı tarafı itiraz ederse sanki yüzeysel, eksik, suçlu hissettiren baba modeli de maalesef fazla tanıdık. En çarpıcı yanı da bu zaten. Her şey, herkes çok tanıdık.
AileSara Mesa · Sel Yayıncılık · 2025101 okunma
Bu kitap neden milyonlarca insanın başucu kitabı oldu?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitap çocuklar için yazılmadı. Sadece çocuklar büyürken unuttuklarımızı hatırlatmak için yazıldı. Bazen bir kitap okursun. Hikâyeyi bitirirsin ama kitap seni bitirmez. Küçük Prens tam olarak böyle bir kitap. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsun ki; en büyük yalnızlık tek başına kalmak değil, kimsenin seni gerçekten anlamamasıymış. Bir gülün sorumluluğunu almak... Bir tilkiyi evcilleştirmek... Ve sonunda sevginin, sahip olmak değil emek vermek olduğunu fark etmek... Belki de bu yüzden yıllardır milyonlarca insan aynı kitaba tekrar tekrar dönüyor. Çünkü her yaşta başka bir cümlesi kalbine dokunuyor. Bu kitabı okurken en çok yetişkinlerin çocukluklarını nasıl kaybettiklerine üzüldüm. Belki de büyümek; hayal kurmayı bırakmak değil, içimizdeki çocuğu susturmakmış. Peki ya sen? Küçük Prens'i hangi yaşında okudun ve sende en çok hangi cümle iz bıraktı? Yorumlarda buluşalım.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280bin okunma