Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır adlı kitap,
Fransız yazar ve filozof, Jean Paul Sartre'ın 1946'da "Club Maintenant"da
verdiği bir konferansın metnidir. Aynı yıl
yayımlanmıştır. Konferans, o sıralar Fransa ve
Avrupa'da büyük bir yankı yaratmış olan
varoluşçuluğu kısaca açıklamak, ona ilişkin bazı
yanlış anlamaları ve önyargıları düzeltmek,
sataşmaları göğüslemek amacını gütmektedir.
Çünkü Marksçılar varoluşçuluğu eylemsizlik ve
öznelcilikle, Katoliklerse kötümserlik ve
bireycilikle suçlamaktadırlar.
Varoluşçuluk'un iki kanadı vardır : Birincisi Marcel,Jaspers gibi Hristiyan Varoluscularin kanadı ; ikincisi ise Sartre, Heidegger gibi Tanritanimaz Varolusçularin kanadidir. Her ikisi de temelde "Varoluş, özden once gelir ." fikrini savunur. Bu fikir klasik 17. yy felsefesinin tam tersidir. 17. yy klasik felsefesi önce Öz'ün ardından varoluşun gerçekleştiğini iddia eder. Yani örneğin tanrıyı bir zanaatkâra benzetirsek bu zanaatkâr bir kagitkesecegi nesnesi ortaya cikaracaksa önce bu nesnenin ne işe yarayacagini, niteliklerini, tekniklerini özünü belirler ; sonradan bu kagitkesecegini(varoluşu) oluşturur der. Bu 17. yy klasik felsefecilerin öz varoluştan önce gelir fikrine güzel bir örnektir. Ama Sartre varolusçuluguna göre; İlkin insan vardır;
yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan
sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır.İnsan varolmadan önce tanımlanamaz belirlenemez der. Bu da istemsiz olarak tanrisizlik sonucunu doğurur. Sartre 'a göre insan , kendisini nasıl yaparsa öyle olur.İnsan var olur önce. Bir geleceğe
doğru atılan ve bu atılışın bilincine varan bir
varlık olarak ortaya çıkar. Bir yosun, bir karnabahar ya da çürümüş bir nesne değildir o;
öznel olarak kendini yaşayan bir tasarıdır. Bu
tasarıdan önce anılacak hiçbir şey yoktur der. İnsan nasıl