Emine

Emine
@eminekocakk
ben ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım. ben hâlâ şiir okuyanlardanım. ben ölürken vatanını yahut dinini değil, 'sevgiliyi' düşünecek olanlardanım."
Masalsı Bir Roman ...
Puan vermedi·168 syf.··
2023 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2023 15:11
Cengiz Aytmatov der ki : "Hikayede olay ne olursa olsun , zaferi kim kazanırsa kazansın ,yenilen kim olursa olsun ,gerçek zafer ,estetik ve fikirsel sonuçtadır. Hikaye; okuru etkilemiş , onun adalet duygularını ayağa kaldırmışsa ,hikâyede iyi, kötüye yenilse bile sonuç olumludur. " Evet ... Masal anlatırken denir ya hani iyiler hep kazanır diye...Ama bazen bir masalda iyi bir karakterin ölümüyle de bir ahlak eğitimi verilebilir. Beyaz Gemi de masalsı bir çizgide ilerlemiş; iyilerin kazanmadigi masalsı bir roman. Ama yazarımız Aytmatov'a göre bazen kötünün galibiyeti iyiliği daha güçlü bir şekilde yüreklere işler. Mümin 'in pasif iyiliği iflâs etti oysa çocuğun kötülüğü kabul edemeyişi , onu anıtlaştırıyordu...
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Spoiler uyarısı !
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 18:22
Camus 'un Meursault adlı kahraman uzerinden birey -toplum çatışmasını , bireyin topluma ve toplumsal değer yargilarina yabancılaşmasını anlatan bir solukta okuduğum harika bir eserdi. Camus, eseri yazarken varoluşçuluk akımından esinlenmiş. Yabancı; Bunalti ile düşünüş tarzı olarak yakından ilgili olsa da dil olarak Bulanti'dan daha sadedir, Yabanci'nin söz dizimi daha kolaydır. Kitap, Meursault'un annesinin ölüm haberini almasıyla başlar Meursault annesinin ölüm haberine bile çok kayitsizdir herhangi bir üzüntü, ağlama ifadesi gostermez. Aksine onu doğuran kadının ölüsü başında bir sütlü kahve bile içebilir. Hayatta kim annesinin ölüsü basinda sütlü kahve içebilir ki ? İşte Camus aile ,evlilik ve buna benzer değer yargılarını alaşağı eder. Meursault ahlak şövalyeligi yapmayan biridir ;toplum içinde sıkışıp kalan bir karakter olması yönüyle unutulmaz kitap karakterleri arasındadır. Adalet timsali savcı, onun kişiliğinin aslinda kayitsizliktan yabancilasmaktan ibaret olduğunu dusunmeksizin onun işlediği cinayetle annesinin ölümü üzerine sergilediği kayitsiz davranışları birleştirerek bu cinayetin planlı olduğunu düşünür. Ve onu idam cezasına carptirir. Kendisine bir söz hakkı bile vermez üstelik.Zaten Meursault da konuşmasının gereksizligini öngörürcesine erdemlidir konuşmak istemez.Planlamadigi ve savunma içgüdüsüyle hareket ederek işlediği cinayet , onun idamına sebep olacaktır. Onu bile çok doğal karşılar. İdam cezasına carptirildiginda, cenazesine çok soru sorulur diye huzursuzlukla katıldığı son bir defa görmek istemediği annesini anımsar. Ve annem sık sık insanın sonunda her şeye alisacagini tekrarlardı der. Bir ağacin içinde yaşasam ve göreceğim tek şey sadece yukarıya baktığımda bir gökyüzü olsa buna bile alışırım der. Hayat, yaşanmaya değecek bir şey
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Varoluş,özden önce gelir.
10/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 20:33
Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır adlı kitap, Fransız yazar ve filozof, Jean Paul Sartre'ın 1946'da "Club Maintenant"da verdiği bir konferansın metnidir. Aynı yıl yayımlanmıştır. Konferans, o sıralar Fransa ve Avrupa'da büyük bir yankı yaratmış olan varoluşçuluğu kısaca açıklamak, ona ilişkin bazı yanlış anlamaları ve önyargıları düzeltmek, sataşmaları göğüslemek amacını gütmektedir. Çünkü Marksçılar varoluşçuluğu eylemsizlik ve öznelcilikle, Katoliklerse kötümserlik ve bireycilikle suçlamaktadırlar. Varoluşçuluk'un iki kanadı vardır : Birincisi Marcel,Jaspers gibi Hristiyan Varoluscularin kanadı ; ikincisi ise Sartre, Heidegger gibi Tanritanimaz Varolusçularin kanadidir. Her ikisi de temelde "Varoluş, özden once gelir ." fikrini savunur. Bu fikir klasik 17. yy felsefesinin tam tersidir. 17. yy klasik felsefesi önce Öz'ün ardından varoluşun gerçekleştiğini iddia eder. Yani örneğin tanrıyı bir zanaatkâra benzetirsek bu zanaatkâr bir kagitkesecegi nesnesi ortaya cikaracaksa önce bu nesnenin ne işe yarayacagini, niteliklerini, tekniklerini özünü belirler ; sonradan bu kagitkesecegini(varoluşu) oluşturur der. Bu 17. yy klasik felsefecilerin öz varoluştan önce gelir fikrine güzel bir örnektir. Ama Sartre varolusçuluguna göre; İlkin insan vardır; yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır.İnsan varolmadan önce tanımlanamaz belirlenemez der. Bu da istemsiz olarak tanrisizlik sonucunu doğurur. Sartre 'a göre insan , kendisini nasıl yaparsa öyle olur.İnsan var olur önce. Bir geleceğe doğru atılan ve bu atılışın bilincine varan bir varlık olarak ortaya çıkar. Bir yosun, bir karnabahar ya da çürümüş bir nesne değildir o; öznel olarak kendini yaşayan bir tasarıdır. Bu tasarıdan önce anılacak hiçbir şey yoktur der. İnsan nasıl
VaroluşçulukJean-Paul Sartre · Say Yayınları · 20173,866 okunma
Dikkat Spoiler içerir !
7/10
·150 syf.··
2020 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 18:41
Adgar Allan Poe'nin Morgue Sokağı Cinayeti kitabı ilk polisiye kitap olarak geçmektedir.Bu kitap 4 kısa hikayeden oluşmaktadır. Bunlar Morgue Sokağı Cinayeti, Marie Roget Gizemi, Çalınan Mektup ve Sensin O Kişi'dir. Bu hikayelerden Morgue Sokağı Cinayeti'ni çok begendiğimi söyleyebilirim. Bence olağanüstü başarılıydı; hikayenin sonu okuru sarsacak nitelikteydi. Nerede görülmüş bir orangutanın katil olduğu :) Ama diğer hikayelerinde sıkıldım nedense. Poe'nin dedektif Dupin üzerinden yansıttığı analitik düşünceler yorucuydu. Özellikle Marie Roget Gizemi'nde derin analizler vardı. Okurken yoruldum diyebilirim. Bu benim dedektiflik hikayelerine yoğun ilgi duymamamdan da kaynaklanıyor olabilir. Ancak polisiye , gerilim türü kitaplara ilgi duyanların, Arthur Conan Doyle , Agatha Cristie sevenlerin Adgar Alan Poe 'nun bu kitabını benden daha çok seveceklerine eminim.
Edebiyat
Morgue Sokağı CinayetiEdgar Allan Poe · Cem Yayınevi · 201819,3bin okunma
10/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2019 52. kitabı
Dönüşüm, modern insanın düştüğü durumu anlatması açısından eşsiz bir eserdir. İşi ve ailesi tarafından sürekli baskı altına alınan Gregor Samsa, büyük fedakarlıklarda bulunsa da ona duyulan sevgi sadece çıkar amaçlıdır. Nasıl ki günümüzde aile, dostluk gibi kavramlar maddiyatın gerisinde kalıyorsa, Kafka da bize bu durumu Gregor Samsa üzerinden hicvediyor ve ortaya mükemmel bir eser çıkarıyor. Bazen Gregor Samsa gibi hissettiğimiz zamanlar olmuyor mu ? Özellikle aile kavramını sarsıcı bir şekilde eleştirmesi ve bunu böcek metaforu üzerinden yapması bence gayet başarılı.Okuyun, şahane bir eser.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,3bin okunma