emin

emin
@eminka
"Güneşin altında yeni bir şey yok." Bkz: 17. Söz'ün Birinci ve İkinci Levhaları
İstanbul
Mesudiye, 29 Ekim
87 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı

emin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·370 syf.·
2019 4. kitabı
Ken Grimwood
7.7/10 · 8,3bin okunma
Reklam
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
*** "Milletlerin büyük adamları tıpkı bir mercek gibidir. O kendi kişiliğinde milletin gücünü ve özelliklerini toplar, bununla milyonlarca insanın ruhunu tutuşturur. Ancak güneş ışığından yoksun bulutlu havalarda hiçbir mercek bir kar taneceğini eritmeye, bir su damlacığını bile ısıtmaya güç yetiremez." *** Okuduğum bu satırlar, toplumun yetiştirdiği nadir insanlara dair yıllar önce düştüğüm notları hatırlatıyor: "Düşünen insan, zavallı insan... O tarih nehrinin üzerinde süzülen bir yapraktır. Asırlar boyunca insanlığın kendi kendini maruz bıraktığı zulümler, felaketler ve haksızlıkların hepsine şahit olmuş, vicdanında ağırlığını hissetmiştir. Ama elinden hiç bir şey gelmez. Haykırmak isterse sesini keserler, durdurmak isterse saldırırlar, 'yapmayın' diyecek olsa hain ilan ederler. O kendisine yapılan zulümlere ve edilen hakaretlere baştan razıdır. Düşünmesinin, hissetmesinin karşılığı olarak ona düşen, bütün insanlığın yerine de ızdırap çekmektir. Onu, kendisine karşı pek acımasız cellatların eline teslim ederler. Acımasızdırlar, çünkü ondan korkarlar. Çünkü farklı olanın korkunç olduğu bilgisiyle kodlanmışlardır."
Sokrates
*** "Kanaatkârlık, doğal zenginlik; lüks ise yapay yoksulluktur."
Ruha Dokunan Ezgiler
*** Bir zaman birbirini çok seven iki genç evlenir. Henüz evliliklerinin daha en tatlı günlerindeyken genç adamın başına beklenmedik bir iş gelir ve suçsuz yere hapse girer. Daha birbirlerine doyamadan, mutluluklarını yaşayamadan ayrı düşerler. Hapis dediysek öyle üç beş yıl değil, dile kolay 20-30 yıl hapis... Eşini çok seven genç kadın bir kez olsun görüş günlerini aksatmaz. Bir görüş, üç görüş, beş görüş derken böyle devam eder... Ama bir gün adam karısına: "Yanımdan hiç ayrılmadın ama artık beni görmeye gelmeni istemiyorum. Daha gençsin, güzelsin, seni benim gibi sevecek birini bulursan, sevebileceğin birini bulursan evlen onunla, bekleme... Ben burdan ya çıkarım ya çıkamam, kendini kurtar. Ama şunu söyleyeyim sana, beklersen diye... Bir gün buradan çıkarsam evimize uğrayacağım. Evimizin önünde bir akasya ağacı var ya hani, sokağımıza gelince o ağaca bakacağım, ağaçta bağlı kırmızı bir eşarp görürsem gelir içeri girerim, bağlı değilse gider, rahatsız etmem seni..." der. Günler, aylar, mevsimler geçer... Adam sonunda kalın duvarların dışındadır. Senelerin yorgunluğuyla ve yıllarca içinde taşıdığı bir umudun inancıyla evlerine doğru yola çıkar. Gelince görür ki, akasya ağacı bağlanan yüzlerce eşarp yüzünden baştan aşağı kırmızıya bürünmüştür... *** Sevda değildi bu Sanki bir düştü Sürecek diyordun sonsuza kadar Takvim yaprağına ayrılık düştü Aramıza girdi bu kara duvar Beni bekledinse Yağmurda karda Beni bekledinse Derin rüzgarda Beni bekledinse Yorgun yıllarda Susuz yüreğimde çiçekler açar *** Ülkü Tamer'in şiiri Onur Akın yorumuyla: youtu.be/HSzYWpo0Y1o
Reklam