Epey zamandır dostum diyebileceğim birkaç kişiyle bile artık telefonla, mesajla değil; bence iletişimin en sağlıklı ve kazasız belâsız yolu olan hâl diliyle, kalp diliyle konuşuyorum. Onlar beni anlıyorlar, ben onları.
Klinik depresyon geçirmiş ya da ruhun karanlıklarıyla yüz yüze gelmiş insanları tanıyanlarımız, bu insanların teselli etmesi kulağa en az kötü akort edilmiş piyanolar kadar yanlış gelen korkunçlukta ruhsal manzaralar tarif ettiklerini duymuşlardır. Sizi yüzeysel olmakla suçlar bu mutsuzlar: "Şimdi hissettiğim şey var ya," derler aptal arkadaşlarına, "işte hakikat bu." Şöyle söylerler: "Depresyona girdiğinde hakikati görürsün, gerisi yanılsamadır." Kroyçer Sonat'ı okurken de böyle hisseder insan. Çok çaresiz bir manzaradır bu – çıkış yoktur!
Kroyçer Sonat'ı Tolstoy, Beethoven'ın aynı adlı keman sonatını dinledikten sonra yazdı. Bu beste Tolstoy'u çok etkilemişti. Yüzü bembeyaz, acılar içinde sonatı yeniden dinlemek istemiş, duyduklarından etkilenerek karısıyla sevişmiş ve o gecenin sonucunda da Sonya hamile kalmıştı. Bu hamileliğinden doğacak çocukları İvan yedi yıl sonra ölecek ve Tolstoy ısrarla yinelemeye devam edecekti: Ölüm yoktur.