Zamana hiç değer vermediği halde, her vakit, herkesten önce davranmak isteyen, sırasına razı olmadıgı için de birbirini itiştirip geç kalan milletimiz, gene hep telaşla davrandı.
Bu memlekette artık "düzen, sorumluluk" kelimeleri, insanı güldürebilirdi o kadar. .. Eğer "Ben sorumlu düşerim" sözü, "Bu işte benim karım ne olacak?" anlamına gelmiyorsa ...
Düşünmeli ki esir bir vatanda, esir insanların zaten namusu, bir manada lekelenmiş sayılır. Bu lekeyi, ancak, toprağımızı kurtarınca silebileceğiz. Hem düşmanımızın hakkımızdaki hükmüne de kulak asmamalıyız!
İş insanı temizliyor, güzelleştiriyor, kendisi yapıyor, etrafıyla arasında bir yığın münasebet kuruyordu. Fakat iş aynı zamanda insanı zaptediyordu. Ne kadar abes ve mânâsız olursa olsun bir işin mesuliyetini alan ve benimseyen adam, ister istemez onun dairesinden çıkmıyor,onun mahpusu oluyordu. İnsan kaderinin ve tarihin büyük sırrı burada idi.