Emir Sevimli

Emir Sevimli
@emirsevimli_
1283
Ines ve Pedro: Ölüme meydan okuyan aşk
1350’li yıllarda, Portekiz Prensi Pedro ile İspanyol soylusu Inês de Castro arasında tutkulu bir aşk başlar. Öyle bir aşk ki, Prens Pedro bu uğurda kendi babası, Portekiz Kralı IV. Afonso’ya karşı gelmeyi bile göze alır. Ancak önünde büyük bir engel vardır: Pedro, siyasi nedenlerle çoktan Kastilya Prensesi Constanza ile evlendirilmiştir. Bu durum, Portekiz Krallığı ile Kastilya Tacı arasında ciddi bir siyasi gerilim yaratır. Kral IV. Afonso, oğlunu defalarca uyarır, bu ilişkiyi bitirmesi için baskı yapar. Fakat Pedro, aşkından asla vazgeçmez. Inês ile olan ilişkisine, her şeye rağmen devam eder. Kral ise bu aşkı yalnızca bir skandal olarak değil, Portekiz tahtı için bir tehdit olarak görür. Inês’in İspanyol bir soylu olması, Pedro’dan doğacak çocukların taht üzerinde İspanyol etkisi yaratacağı korkusu… Ve korkunun yön verdiği o karar: Kral, Inês de Castro’nun öldürülmesini emreder. Inês’in kanı akıtıldığında Pedro’nun kalbi paramparça olur. Onu koruyamamıştır. Sevdiği kadını göz göre göre kaybetmiştir. Uzun süre yas tutar, içine kapanır. Ama zaman geçer… Ve kaderin kaleminde Pedro için yazılmış başka bir satır açılır: 1357’de IV. Afonso ölür, Pedro artık kraldır. Ve Pedro’nun tahta çıktığı gün verdiği ilk emir, yüzyıllar boyunca anlatılacak bir efsaneye dönüşür… Öldürülen aşkı Inês de Castro’nun mezarı açılır. Bedeni beyazlar içinde giydirilir. Gümüş bir taç başına yerleştirilir. Tahta oturtulur. Evet, Pedro onu ölümünden sonra kraliçe ilan eder. O günden sonra Portekiz’in tüm saray erkânı, ölmüş Inês’in elini öpmek zorunda kalır. Özellikle onun ölümüne sebep olanlar… Sadakat yemini ederler, bir ölüye. Çünkü Pedro için Inês sadece bir sevgili değil, sonsuzluğa yazılmış bir yemin, bir kraliçedir. O günden sonra Pedro’nun adı, aşkın ve intikamın kralı olarak
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Marcus Aurelius... fikirlerinden etkilenmemek elde değil, galiba 21. yüzyılda felsefi düzlemde bir stoacı olacağım.. İmparator Augustus çok yaşa! 😅 Kendime Düşünceler
Felsefe
Türk Gençliği'nin proaktif tutumu | Peyami Safa pasajı
İdealsiz cemiyetlerde, ihtiyar, yatalak, uyuşuk, mıymıntı cemiyetlerde gençlik, dâvâsız ve teşkîlâtsız bir parazit sürüsüdür. Bütün ateş çağı, dinamizm ve kahramanlık çağı evle okul, kahveyle okul arasında geçen bu şaşkın ve avare yığınının başı omuzlarının arasına kaçmış, bakışları ürkek ve solgun, sesi kısıktır. Tâlîmatnâmelerin demir korsası, geçim zoru ve imtihan kâbusu içinde beyni karmakarışık bilgilerin ve ihtiyaçların antreposu hâline gelmiştir. Bu yığın memleket dâvâlarını alçak sesle konuşur ve hiçbirinde faal rol almaz. Ona bir tek hedef gösterilmiştir: Diploma. Bunu ele geçirinceye kadar o, ezelî ana kuzusu, istiklâlinden mahrum, sosyal bir rol sâhibi olmaktan mahrum bir tufeylîdir ve adam değildir. Umûmî hayatın dışına atılmış, önünde köpüren büyük cemiyet denizinin kıyısında, pasif ve seyirci, her birinde kendisinin büyük fonksiyonları olduğunu sezdiği sosyal dalgalanışlara fersiz gözleriyle uzaktan bakakalmıştır. Bu gençlik eline son diplomayı geçirdiği gün iş işten geçer: Sekiz on yıllık otomat hayatı onda bütün hamle ve teşebbüs kabiliyetlerini kıran bir memur irâdesi, intibak ve itâat ruhu teşekkül ettirmiştir. Hayat onun gözünde, yüksekliği insanın göğüs hizasını aşmayan sıra sıra taş kemerlerin altında yeknesak, düz ve loş bir dehlizdir ve orada bir kapı kulu, bir emir kulu sabrıyla iki kat eğilerek yürümekten başka bir şey yapılmaz. İdeal taşıyıcısı büyük inkılâp cemiyetlerinde fakat samîmî inkılâp cemiyetlerinde gençlik, dâvâlı ve teşkîlâtlı, dinamik çağının şuuruna ve memleket işlerinde -faal ne demek!- en faal role sâhiptir: Millî dâvâsının düşmanı olan bütün unsurlarla, bütün fikirlerle dövüşür. İnkılâbın dinamosu odur. Millî irâdeyi ayakta tutan bütün enerjilerin kaynağı olduğunu, her memleket dâvâsında yükselen sıcak ve büyük sesiyle dâima
biraz da divan edebiyatı beyitlerini mi övsek...
"görünen yılduz değil yir yir delinmişdür felek gün yüzünün hasretiyle tîr-i âhımdan benim." necati
Sayfa 67
Edebiyat