Kısaca üç cümle ile size bana neler kattığını açıklayacağım. Kişileştirme sanatı çok yerinde kullanılmış. Dönemin siyasi olayları yine bir sanat ile gözler önüne seriliyor. Beng ve Bade'nin yaşadıkları ise ders verir nitelikte.
Ölüm çoğumuz için yeni dünyaya başlangıç ama ya yeni dünyamız bizim cehennemimiz oluyorsa...
Ölüm ve korkusu ikisi üzerinde çok konuşulan, yazılan, çizilen konular. Ölüm anı herkes için farklı olur aynı korkusunda olduğu gibi. Bu kitapta kişilerin ölme anlarında ve öldükten sonraki hayatındaki kişilerin yaşamsal sorunları ele alınıyor. Kısa hikayelerden oluşan kitap, her hikayede bize yeni bir dünya sunuyor. Ölümü, o duyguyu hissetmek, bizler için aslında bir ön hazırlık sunuyor ve kitapta bunun hem bizim için hemde çevremizdekiler için yankısını anlatıyor. Ama benim dikkatimi şu çekti; ekmek bulamayacak kadar fakirde olsanız ya da yüzlerce ekmek alacak paranız da olsa en sonunda siz gidiyorsunuz bu dünyadan etrafınızdakiler sizi unutuyor tıpkı insanın doğasında olduğu gibi. Unutulmamak için ölüme 5 kala ne yapardınız? Nasıl Ölünür
İnsanın cinsel düşünme ve yönelmeyi yoğun olarak başladığı o evre, gençlik. Gençlik aşkımız ailemizle aramıza girebilir, eğitimimizi etkileyebilir hatta babamızın sevdiği kadınla aynı kişi bile çıkabilir. Yine dönemin siyasi ve sosyal havasını adeta sigara dumanının içimizdeki yoğunluğunu hisseder gibi hissettim. Efsanelerden yola çıkarak günümüz dünyasına uyumu konusunda ustaca düşünülmüş bir iş. Etkileyici bir son ile de pastanın üzerine çileğimizi konduruyoruz. Kırmızı Saçlı Kadın
Masumiyet Müzesi 26 Mayıs 1975 Pazartesi günü, saat üçe çeyrek kala civarında bir an, sanki bizim suçtan, günahtan, cezadan ve pişmanlıktan kurtulduğumuz gibi, dünyada yerçekimi ve zamanın kurallarından kurtulmuş gibiydi. Kemal’in olaylı, hüzünlü, pişmanlık dolu, obsesif ve mutlu hayatının en mutlu anı. Ama herkes gibi Kemal’in de o an bunu anlaması mümkün değildi. Ama ne olursa olsun bana, bize mutlu bir hayat yaşadığını bilmemi, bilmemizi istemişti. Kitabın gerçek olma ihtimali ise beni daha da üzüyor ama zamanla buna alışacağım galiba. Zaman kitapta Aristo’ya karşı çıkıyordu Kemal. Zaman onun için de düz bir çizgiden ibaret değildi belki eşyalardı onun için kitapta da bahsettiği gibi. Bence zaman ne düz bir çizgi ne de tek tek eşyaların hatırlattığı yoğun anılarla yaşamak, zaman insanlarla kurduğumuz etkileşimden ibaret. Füsun’u tanıyana kadar olan o halkımızca normal zengin yaşamı, Füsun ile birlikte yepyeni bir güne doğacak güneşin kızıllığı kadar güzel yeni bir hayata açacaktı ama unutmayın her sabahın soğuk bir gecesi vardır. Aşkın biz evrenin karıncalarına neler yaptığını, neler yaptıracağını anlamak ve kestirmek çokta mümkün değil. Çünkü bu aşk kitaptaki gibi Kemal’in rasyonel düşünmesinin önüne adeta 56 Chevrolet’i çekmişti ve düşüncelerini sadece koskoca Füsun ve ona daha yakın olmak için elimden gelen her şeyi yapmalıyım olarak algılıyordu ne yazıkki bunu sadece koca çınar ağacı ortadan kaldırabilirdi. Ben Kemal’in ilk başlarda zengin ve hayatından mutlu olmayan mutlu olmamak için elinden geleni yapan biri olarak görmüştüm. Ama her ne kadar zengin bile olsanız gerçekten şu göğüs kafesinde saniyede ortalama 80 kez atan şey eğer huzursuz olursa düşüncelerimiz ve yaşantımızda huzursuz oluyor. Bunun bilimsel bir açıklaması var mı bilmiyorum ama bazen bir çift gülüş bazen
Kitap astrofizik için başlangıç değerinde güzellikte. En güzel yanı bölümlerinin sürükleyicilik etrafında yazılması. Bilimin makalelerden, projelerden, akademik kişiliklerden halka, biz okuyuculara taşınması çok kıymetli bu kitapta sade ve anlaşılır bir anlatım sunuyor.