Ancak arada bir gerçekten yaşayacaksın:
duygusal olarak "unutulmaz bir an" denen
yaşam aralıklarından birinde, tam kendin olarak, tam kendisiyle yüz yüze geldiğin bir başka kişiyle birlikte, bir şey yaşadığında (bir sevinç, bir acı...) o zaman gerçekten yaşarsın. Ama bu anları son derece seyrek yaşarsın (kimi insanlar -çoğunluk?- bunları hiç yaşamaz belki); son derece de kısa... Gene de bunların sağladığı anlam yoğunluğu, yaşamının bütün geriye kalan çölünü yeşertmeye yetecek..
Sabahları diğer insanlara gösterdiğim George'a dönüşmem, George'dan beklenen davranış şekline adapte olmam zaman alıyor. Giyindikten sonra biraz soğuk ama mükemmel görünümlü George'a son cilayı da atınca artık biliyorum hangi rolü oynamam gerektiğini. Aynadan bana bakan şey yüzüm değil.
Yandaki evde bulunan kitap, dolu bir tabancadır. Yak onu. Silahın mermisini al. Adamın zihnine zorla gir. Okumuş adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir? Ben mi?