“Sizin Tanrınız bir bahçenin ortasına bir elma ağacı koyar ve der ki, ‘hey arkadaşlar ne isterseniz yapın, ama bu elmayı yemeyin’. Sürpriz, sürpriz, elmayı yerler ve o da saklandığı çalının arkasından fırlayarak bağırır ‘Yakaladım, yakaladım.’ Oysa yemeselerdi de sonuçta bir şey değişmeyecekti.”
“Niye değişmesin?”
“Çünkü eğer karşındaki, kaldırıma içinde tuğla bulunan şapkaları bırakmaktan hoşlanan bir zihniyete sahipse, gayet iyi bilirsin ki bundan vazgeçmez, er ya da geç seni gafil avlar.”
“Belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi üç ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimindedir. Bu aşamalar Hayatta Kalma, Sorgulama ve İncelikli düşünmedir; bir başka deyişle Nasıl, Neden ve Nerede aşamaları olarak da bilinirler. Örneğin, ilk aşama Nasıl Yiyebiliriz? sorusuyla, ikinci aşama Neden Yiyoruz? sorusuyla, üçüncü aşamaysa Öğle Yemeğini Nerede Yiyelim? sorusuyla tanımlanmaktadır.”
“Az sonra Reyhan Arap geldi, bir dudağı yerde, bir dudağı gökte derler ya, işte öyle iri bir adamdı bu Arap. Bolu Beyinin de birinci cengaveriydi. Boyu ulu bir çınara benzerdi. Elleri yaba gibi, gözleri fincandı. Hani üç adam bağdaş kursa da omuzlarının başına otursa, amma da yerimiz bolmuş derler ya, öyleydi bu Reyhan Arap.”