Civarda Türkiye'nin en iyi filozofu olduğu düşünülen ünlü bir derviş vardı. Ona danışmaya gittiler. Söze Pangloss girdi: "Efendim bize insanın niçin böylesi tuhaf bir hayvan olarak yaratıldığını söylemenizi rica etmek için sizi rahatsız ettik."
"Sen neden burnunu sokuyorsun?" dedi Derviş. "Seni ne ilgilendirir?"
"Ama muhterem peder, " dedi Candide, "bu dünyada korkunç kötülükler hüküm sürüyor."
"Ne önemi var" dedi Derviş. "İster iyilik, ister kötülük olsun. Hünkarımız Mısır'a bir gemi gönderdiğinde, gemideki farelerin rahatta olup olmadığını dert ediniyor mu?"
"Peki ne yapmak lazım?" dedi Pangloss.
"Çeneyi kapatmak lazım..." dedi Derviş.
(Ve sonra ikisi de anladılar, asıl mesele kendi bahçeni ekip biçmekmiş...)
Mağfiret, "örtmek" demektir; o, kulun Allah katındaki merhamet perdesidir. Kul, günah işlediğinde üzerinden Allah'ın örtüsü kalktığından korunmasız kalır. Onun için kula "Allah'ım beni affet!" yani "sahip olduğun şefkat örtüsüyle günahımı ört" demesi emredilmiştir.
Tabiîn dönemi alimlerinden Mesruk b. Ecda (öl. 683) şöyle söylemektedir: "Resulullah'ın ashabıyla çokça oturup kalktım. Onları dereler gibi buldum. Kimisi bir kişiyi, kimisi iki kişiyi, kimisi on kişiyi, kimisi de yüz kişiyi sular. Öylesi de var ki, tüm insanlar ondan faydalanmak istese tümünü bilgisiyle tatmin edebilir." (Zehebî, Tefsir, 1/30)