Emre

Yeri gelmişken, benim anladığım gerçek mutluluğun da bir raslantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Benim analık yıllarımın en güzel yılıdır o yıl. Ellerim hala güçlüydü ve çalışmayı seviyordum. İnsanın eli ayağı tutuyorsa, sağlığı yerindeyse, çalışmaktan dahaiyi ne vardır onun için?
Tolgonay·Kitabı okudu
Alıntı
“This thing is a slot machine,” Harris says early in the interview while holding up his smartphone. “How is that a slot machine?” Cooper asks. “Well, every time I check my phone, I’m playing the slot machine to see ‘What did I get?’” Harris answers. “There’s a whole playbook of techniques that get used [by technology companies] to get you using the product for as long as possible.”
Telefon için ne güzel bir benzetme, "Bu şey slot makinesi,"
Yani mutluluğun saçmalığı, onun tanımlanmasının imkânsızlığında, belki tamamen erişilmezliğinde –ya da en iyi haliyle sadece ara sıra ve bilmeden erişilebilirliğinde– hatta belki doğrudan kovalandığında tam zıddına dönüşmesinde ama sıklıkla başka bir şeyin peşinden giderken beklenmedik bir yerde ortaya çıkışındaymış. İnsanı bundan daha fazla çileden çıkartacak bir muziplik yoktur herhalde.
Alıntı
Modern dünyada bir olay, filme alınmadıkça veya fotoğraflanmadıkça gerçekten olmuş sayılmıyor. Birincil deneyimin yaşanamaması, fotoğraf veya filmin birincil deneyim yerine gerçekliğe dönüşmesi anlamına geliyor.
Alıntı