Ellerimiz hareket halinde olursa kafamızın içindeki düşüncelerden uzaklaşabileceğimizi duymuştum. Deneyince anladım, düşünceler sadece ellerimi hareket ettirdiğimden yok olmuyordu, ellerimi hareket ettirirken bir şeye odaklandığım için zihnim yatışıyordu.
Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksiz olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizlikliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.
Diğer insanlar sizin fikirlerinizi paylaşmasa ve hatta duruşunuzu anlamasa bile inançlarınıza saygı göstermelerini istersiniz, doğru mu? O zaman siz niye aynı saygıyı sevdiğiniz insanlara göstermeyesiniz? Ancak o zaman anlamaya yakınlaşır, ancak o zaman sizin dünya görüşünüzün herkesin yaşamının tek aksiyonu olmadığını anlamaya başlarsınız.
Birdenbire aynı dili konuşur hale gelmeniz gerekmez; yalnızca ikinizin de kendi nedenleriniz sonucunda farklı dilleri konuşuyor olduğunuzu anlamanız yeterlidir.