Tabiatın büyüklüğünün, güzelliğinin yarattığı duygu, basit kalplerde, bizim gibi sözlü olsun,yazıyla olsun coşkuyla hikayeler anlatan kişilerin kalplerinde olduğundan çok daha güçlüdür.
Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?
Çok güç bir soru sordunTolganay.Nice nice milletler savaş sonunda yok olup gittiler,nice nice şehirler yanıp kül oldu ve toprak olarak üzerimde insan ayağının izini görmek için yüzyıllarca beklediğim çağlar oldu.İnsanlar ne zaman bir savaş başlatacak olsa onlara şöyle diyordum: Durun! Kan dökmeyin! Şimdi de tekrar ediyorum: Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar,siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek?Ben toprağım bana bakın! Ben herbiriniz için aynıyım ve siz de benim gözümde eşitsiniz. Benim için önemli olan sizin sözleriniz değildir. Ben sizin dostluğunuza, çalışmanıza, beni işlemenize! Muhtacım. Saban izine bir çekirdek bir tohum tanesi atın,size yüz katını vereyim! Küçük bir fidan için kocaman bir çınar vereyim! Evler kurun,temel olayım! Üreyin,çoğalın, hepinize güzel bir barınak olayım! Derinim,yükseğim, büyüğüm,ucum bucağımda yok... hepinize yeterim ben...
Sende bana insanlar savaşmadan yaşayamaz mı diyorsun Tolganay. Bu bana bağlı değil ki. Siz insanlara, niyetinize irade ve bilgeliğinize bağlı.
Eğer bugün,eski Yunan düşüncesinin tazelenmesine borçlu olduğumuz bir klasik temelli kültürümüz ve Rönesans dehalarından gözlerini ayırmayan güzel sanatlarımız varsa, belki de, Eflatun otomobile ve Michelangelo uçağa binmediği içindi.İki bin sene sonra bugünkü kültürümüzden ve sanatımızdan adi bir pragmatizm ve daha soysuzlaşmış bir sürrealizmden başka bir şey kalacağına emin misiniz?
Ben eminim.Çünkü Matmazel Noraliya'nın koltuğu vardır.Bu,bir isyanın ve insan düşüncesi kadar yeni bir aydınlığın sembolüdür. Aranırsa, dünyanın başka bir köşesinde böyle gizli azizler hala bulunur. Noraliya'nın defterinde,şimdi cümlelerine aynen hatırlayamadığım ve kime ait olduğunu da unuttuğum söze inanıyorum. Şöyle bir şeydi: "Bu dünyada kendisini iyiliğe ve güzelliğe veren bir tek kişide kalsa,evler, memleketler ve insanlar yine bahtiyar olurlar."