Puan vermedi·336 syf.·
2026 30. kitabı
Herkese merhaba. Yine muhteşem bir Eve Dallas kitabı ile geldim. İlk önce Eve'nin muhbiri yüzü parçalanmış şekilde öldürülür. Daha sonra ünlü model Pandora öldürülür. Eve bu cinayette çok zor durumda kalır. Pandora'nın cinayetindeki tüm deliller Eve'nin en yakın arkadaşı Mavis'i göstermektedir. Eve, Mavis'in katil olmadığına emindir. Eve bir yandan olayı çözmeye çalışırken diğer yandan Roarke'ın zorlamasıyla düğün hazırlıklarıyla uğraşır. Kendi düğünü de olsa Eve için mesleği daha ön plandadır. Bu sefer bir de en yakın arkadaşını aklaması gerekmektedir. Pandora'dan kimse hoşlanmamaktadır. Herkes katil olabilir. Ayrıca ölümsüzlük adı verilen yaşa dışı bir madde ortalıkta gezmektedir. Yine ve yine katili tahmin edemedim. Hiç düşünmediğim biriydi. Baştan sona gizem doluydu. Eve düğün hazırlıklarında kendinden bekleneni yaptı. Hiç şaşırtmadı. Roarke bu konuda çok sabırlıydı. Mavis'in çok çabuk olanları kabul edip sanki hiç cinayetle suçlanmamış gibi hareket etmesi beni rahatsız etti açıkçası. Eve ondan daha çok endişeliydi. Eve'nin geçmişe olan kapı daha çok aralanıyor. Ve bu kapı hiç hoş olmayan, can sıkıcı bir yere açılıyor. Düğüne bir gün kalaya kadar çalışan Eve'nin dördüncü kitapta nasıl balayına çıkabilecek merak ediyorum. Ölümsüz Ölüm serinin üçüncü kitabıydı. Ölümsüz Ölüm Nora Roberts (J.D. Robb)
Polisiye / Gerilim
Ölümsüz ÖlümNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınları · 2005359 okunma
7/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:56
Okurken huzursuz olduğum kitaplar listesine bunu da ekliyorum. Tıpkı 'Dönüşüm' kitabı gibi.. "Bizim hayata karşı duyduğumuz yabancılaşma, canlı hayattan tiksinecek, onun ismini bile duymak istemeyecek derecededir. " Kendine karşı o kadar içe dönük ve o kadar eleştirel bir bakış açısı geliştirmiş ki, yaptığı davranış ya da düşüncesi her ne olursa olsun kendini en berbat durumda hissediyor ve tabi neticede aynı doğrultuda toplumsal karşılığını alıyor. Kendini, kendince yaşamın tadını alan orta sınıf düşünce tarzında olmadığını, ya hep ya hiç düşünme tarzında olduğunu ifade ediyor fakat bu ister hep ister hiç zamanında olsun yine her hareketini rezilce bir içsel algıdan kurtarmıyor. Kendisine karşı bu kadar düşmanca tutum sahibi bir kişinin etrafında dost diyebileceği bir kişinin bile olmaması çok normal. Edebi olarak duyguları derinlerden çıkarıp idrak düzeyine uygun ve akıcı bir dil kullanması, zaten kendinin de ifade ettiği gibi ustalık alanı. İyi okumalar dilerim..
Duygu ve Düşünce
Yer Altından NotlarFyodor Dostoyevski · Gençlik ve Spor Bakanlığı · 2019159,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
​"Neden hep aynı tip insanlar beni buluyor?" ya da "Neden sürekli benzer kısırdöngülerin içinde dönüp duruyorum?" sorularının bendeki tam karşılığı oldu bu kitap. ​Dışarıdan bakıldığında hayranlık uyandıran, her şeye sahip, kadınları peşinden koşturan narsist bir "Kral" olan (Kenan), aslında çocukluğunda annesinden bir dönem alamadığı sevginin, terkedilme korkusunun esiri olduğunu izliyoruz. Kitap boyunca Kenan’ın o sahte tahtından aşağıya nasıl paldır küldür yuvarlandığına şahit oluyoruz. "Kader motifi" kavramı kitabın bence en vurucu kısmı. Çocukken canımızı en çok ne yaktıysa, yetişkinliğe geçtiğimizde farkında olmadan aynı acıyı üreten insanları hayatımıza çekiyormuşuz. Beyin, mutsuz da etse "tanıdık" olan acıyı güvenli liman sanıyor işte. ​Psikolojik tahliller o kadar akıcı ve derin ki, Kenan’a kızarak başladığım kitapta kendimi onun çocukluğuna şefkat duyarken buldum. İnsanın kendi maskeleriyle ve kısırdöngüleriyle yüzleşmesi için kesinlikle okunması gereken, bittiğinde uzun süre tavana baktıran bir eser.
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,9bin okunma
"Gördüğüne Asla İnanma"
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:34
Şah Mat kitabından sonra Mario Mazzanti'nin okuduğum ikinci kitabı. Şah Mat tabii ki yazarın en bilinen ve en sevilen eseri. O yüzden Gördüğüne Asla İnanma bir tık daha aşağıda kalmış olabilir. Ama yine de çok sürükleyici bir kitaptı. Gördüğüne Asla İnanma, saygın bir profesörün vahşice öldürülmesiyle başlayan ve şüphelilerin enstitü içindeki sekiz meslektaşla sınırlı olduğu gizemli bir seri katil avını konu alıyor. Cinayetin ardından hocasının izini süren, katili yakalamak için zeka dolu bir psikolojik akıl oyununun içine çekilen Doktor Trevis; sevdiği adamı korumaya çalışan Denise adında genç bir kadın ve birbiriyle alakasız gibi görünen cinayetleri çözmeye çalışan polisler. Her ipucunun göründüğünden çok farklı olduğu ters köşelerle dolu bir labirentte, hayatta kalma mücadelesini anlatan bir kurgu. Okurken tahmin ettiğim her şey bir sonraki sayfada söyleniyodu. Önemli hiçbir şey bilememe hissini yaşayıp durdum. Gerçekten olayları çözdüğünüzü sandığınız anda ortaya bambaşka bir gelişme çıkıyor. Sonlara doğru çok heyecanlandım. Tüm karakterlerin katilin kim olduğunu anladığı ve tam ismini söylicekleri an sevgili yazarımız devamını getirmeyip son sayfalara kadar bekletmeyi tercih etmiş. En son kendimi "Artık bana da söyleyin." diye yakarırken buldum. Ben çok beğendim bir şans verebilirsiniz..
Gördüğüne Asla İnanmaMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20182,939 okunma
4/10
·728 syf.··
2026 8. kitabı
·
160 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:15
Spoiler içerir! Nesta çekilecek çile değil! Sonunda bitirmeyi başardım. Sadece okumak için okuduğum ve eylülde çıkacak altıncı kitabı okuyabilmek için kendimi bitirmeye zorladığım bir kitaptı. Aylarca okusam da, bir türlü bitmek bilmedi. Ve sabrımı sınadı. Detayına inerek beğenmediğim kısımları daha da netleştirmek istiyordum. Nesta hakkında epey bir söyleyeceklerim var. İlk önce bu karakter bana asla ve asla geçmiyor. Tavırları saçma, yapay ve anlaşılmaz. Karakter gelişimi de öyle. Ne yani herkese nefret kusan bir karakter bir anda ailesinden özür dileyip de onların arasına katılmaya mı karar verdi? Bu süreç kesinlikle doğal değildi. Okurken o kadar garipsiyordum ki... yani bu karakter gelişimi değil de, karakterin bir anda kişilik değiştirmesi gibi olmuştu. Ayrıca, Cassian asla Nesta'yı hak etmiyor. Nesta Cassian'a öyle kırıcı şeyler söylüyor ki, en son Cassian da bu laflara karşılık veriyor ve o zaman da Nesta duraksıyor, kırılıyor falan... ve bir anda suçlu Cassian! Ne?! Böyle sahneleri okurken delirdim resmen! Genel olarak bakıldığında kitapta canlı bir dinamik var. Ama ben yine de sıkıldım. Özellikle Nesta'nın Ganimet'leri bulduğu kısmlar. Bilemiyorum, okurken keyif almıyordum. Genel olarak kitabın son kısmı dışında hikayeyi okumaktan keyif almıyordum. Sanki bir şeyler çok yavan kalmıştı. Serinin diğer kitaplarındaki o ruh bunda yoktu. Ayrıc okurken çok sıkıldığımı ve sabrımın sınandığını söylemiş miydim? Biraz da hoşuma giden yerlerden bahsedeyim. Kitabın son yani, dördüncü kısmı gerçekten güzeldi. Öyle akıp gitti ki bir baktım kitabı bitirmeme sayılı sayfalar kalmış. Her ne kadar Nesta'nın herhangi biriyle olan ilişkisi bana gram geçmese de, Gwyn ve Emerie ile mücadele etmeleri güzeldi. Ama bu dostluk da başlarda hiçbir şey hissetmedi yani. Bir de şu
Gümüş Alevler SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20211,621 okunma
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
"İnsan kafasını fare kafasından ayıran en temel özellik zalime karşı duyduğu öfkedir." İhsan Şenocak'ın "Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan" eseri, sadece bir coğrafyanın hazin hikâyesini değil, İslam ümmetinin kanayan iki büyük yarası olan Doğu Türkistan ve Gazze’nin sessiz çığlığını kalbimize mühürlerken, bu coğrafyalarda yaşayan ümmetin onur ve hürriyet davasını sarsıcı bir dille ele almaktadır. Kitaptan süzülen şu hakikatler ışığında hazırlanan bu inceleme, Doğu Türkistan’da yaşanan sessiz soykırımı iliklerimize kadar hissettirirken, okuyucuyu konforundan uyandırıp bir vicdan muhasebesine davet etmekte, her Müslüman’ın bu ve bunun gibi eserleri neden okuması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Tarihin Sessiz Çığlığı: İkinci Endülüs Doğu Türkistan Bugün Gazze’de bombalar altında can veren kardeşlerimizin feryadı dünyayı inletirken, Doğu Türkistan’da "Sincan/Kazanılmış Topraklar" adı altında sessiz bir soykırım yaşanmaktadır. Yazar, bu kadim İslam beldesini "İkinci Endülüs" olarak tanımlar; dün Kilise’nin Endülüs’te yaptığı kültürel ve fiziksel yıkımın bir benzeri, bugün modern dünyanın gözleri önünde Çin tarafından Türkistan topraklarında sistematik bir şekilde tatbik edilmektedir. Bir yanda Gazze’nin açık hava hapishanesi hali, diğer yanda Türkistan’ın devasa bir toplama kampına dönüştürülmesi, kalbi olan her mümin için taşınması zor bir yüktür. Firavun’u Geride Bırakan Modern Bir Soykırım Eserde, Çin zulmünün ulaştığı boyutların tarihteki en zalim figürlerle kıyaslandığı görülmektedir. Yazarımız eserde bu konuyu şöyle vurgulamaktadır. "Firavun'un Beni İsrail'e yaptığından daha sefil bir zulüm var bugün Doğu Türkistan'da. Firavun, doğan çocuklardan sadece erkekleri, Çin ise daha anne karnında kız-erkek ayrımı yapmadan hepsini katlediyor. Ne var ki
Din
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistanİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 2019534 okunma