• ''Bak,''dedim Fatih'e. ''Yıldızlara dokunuyorum.''
    O da bir elini yukarı doğru kaldırırken gülümsediğini duydum. Tıpkı benim gibi parmaklarını hareket ettireceğini zannetmiştim fakar o, elimi tuttu. ''Ben de''
  • 218 syf.
    ·13 günde·8/10
    ️️Bu kitabın yeri bende bir başkadır. 1969 doğumlu 2 günde bir kitap bitiren kitapçı babamın ilk okuduğu kitaptır bu kitap. Hepinize de tavsiyemdir ️.

    "Ne kadar iyi eğitimli olsalar da, herkesin içinde bir takım batıl inançlar kalır."

    ️️Sanırım en sevdiğim replik buydu. Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Öncelikle kitap bilim-kurgu /fantastik edebiyatının temel örneklerinden bir tanesi. Şunu söylemekte fayda var; kitap 1897 yılında yazıldı. Yani günümüzden tam 121 yıl önce. O dönemin bir diğer önemli özelliği aynı yılda Edison'un ampülu icat etmesidir. Yani bu da şu demektir ki TV, bilgisayar gibi terimler henüz yok, teknolojinin binde biri mevcut.
    Bu kitap şuan da bilimkurgu sınıfında değil mi? Fakat o dönem "Bilimsel Roman " sınıfındaydı çünkü "Bilimkurgu" kavramı kitap yazıldıktan sonra yaklaşık 30 yıl sonra ortaya çıkıyor. Kısacası kitabı okurken buna göre değerlendirme yapalım. ️️ Kısaca konusuna değinecek olursak kitapta bir bilim aşığı var. Öyle bir adam ki görünmez olmayı kafasına takmış, bunun hayaline yıllarını vermiş. Avantajlarını o kadar düşünmüş ki dezavantajları aklına bile gelmemiş bilim aşığı. Bir o kadar senin benim gibi temel barınma, yeme, giyinme gibi ihtiyaçları olan bir insanın akıl almaz hikayesi. ️️İthaki yayınevi Bilimkurgu kitaplarını gönülden tavsiye ediyorum.

    #kocaelikitapfuarı2018 #kocaelikitapfuarı #Körfezsahafçizgiromandünyası #kitap #kitapkurdu #kitapokumak #kitapfuarı #oku #kitapaşkı #kitaplar #kitapsever #Reading #book #ithaki #görünmezadam
  • 651 syf.
    Yaklaşık iki yıldır zaman zaman aksatsam da her gün bir film izliyorum. Tabi ki bu iki yılın öncesinde önüme gelen her filmi sorgusuz izliyordum. Ne olduğu önemli değil. Film olması yeterliydi. Varın siz düşünün ne kadar gereksiz film izlediğimi. Fakat geçen zamanla seçici olmayı öğrendim. Boşuna film izliyorum diyerek pişman olmaktansa seçici olmayı kendimce öğrenmeye çalıştım.

    Şimdi dediklerinizi duyar gibiyim:"Kitap incelemesi adı altında bize niye bunları anlatıyorsun? Biz kitabı merak ediyoruz."

    Bunu biliyorum ve elimden geldiğince en iyi şekilde anlatmak için bu şekilde yazıyorum. Kimi filmler vardır sadece görsellikle ön plana çıkar. Gişe rekorları kıran Avatar filmi. İnsanı yakalayan repliklerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ama bize yaşattığı görsel şölen kusursuzdur. Bir de görsellikten ziyade doğallıklarıyla ön plana çıkan filmler vardır. 'American History X' gibi. CGI efektleri yoktur ama film boyunca gözünüzü bile kırpmadan izlersiniz. Son olarak bunun ikisini birden barındıran filmler vardır. Christopher Nolan'ın Kara Şovale üçlemesi gibi.
    Kimisi için sadece süper kahraman filmdir. Kimisi için alt metninde felsefik temalar vardır. Sosyal mecralarda paylaşılacak onlarca replik barındırır içerisinde.
    Benim en sevdiğim ise "Neden düşeriz?". İzlediyseniz bu sorunun cevabını verirken duygu patlamasına benzer hisler yaşayabilirsiniz.

    Ve işte şimdi kitaba dönebiliriz. Bu kadar şeyi bir kitaba nasıl bağlayacağım? Kitap okuma alışkanlığım daha eskiye dayanır filmlere göre. Ama filmleri izledikçe
    hem görsel hem de konu olarak beni sarsacak bir kitap hayal edip durdum. Burada kıyaslama yapmayacağım fakat Chuck Palahniuk beni tatmin eden yazarlardandı. Fakat Haruki ile aynı kefeye konulmayacağını biliyorum. Demek istediğim beni yakalayacak kitaplar arayışındaydım. Ta ki o kitapevine girinceye kadar. Popüler kültürün ürünlerinden olan vampir serilerinin yanından hızlı adımlarla uzaklaşıp Haruki'nin eserlerinin bulunduğu rafa geldiğimde elime aldığım ilk kitap buydu.
    Sebepsizce. Ne kapağını beğenmekle ne de sayfa sayısıyla ilgisi vardı. Sadece okumam gerektiğini hissediyordum. Beni çağırdığını duyabiliyordum.
    Elbet almadım o gün. Çünkü gereksiz birçok şeyde vergi indirimi yapılırken kitaplardan hiç söz etmeyip yayınevlerini cebini doldurmaya devam etmemizi istiyorlardı. O an için o miktar fazla olduğundan beklemeye istemeyerek de olsa karar verdim ve bir hafta kadar önce ikinci el olarak aldım ve beklemeden okuyup bitirdim. Beni çağırmasının sebebini anlayabilmiştim

    Yukarda bahsettiğim üçüncü kategorideki filmler gibiydi. Aradığım, istediğim her şey içerisindeydi. Beethovendan Budaya, resimden dünya savaşına, felsefeden müziğe, sevgiden nefrete, özlemden acıya kadar birçok konu Harukinin kalemiyle belirli bir kurgu içerisine işlenmişti. Ana karakterimizin adı Kafka Tamura. 15 yaşında evden kaçmaya karar veriyor ve sonrasında gelişen olaylar. Elbet konu olarak bu kadar basit bir cümleyle anlatılamaz fakat size 'spoiler' vermemek adına kısaca bunu diyebiliyorum. Ayrıca Kafka'nın öyküsüne paralel olarak Nakata adlı yaşlı bir amcamızda var. Özetle iki ana karakter ve diğer yan karakterler. Birbirine paralel ilerleyen iki öykü ve bu öyküye eşlik eden yukarıda bahsettiğim konular. Hem görsel bir şölen hem de zihninize kazınacak kadar güzel alıntılar.

    Ben Hüseyin Can Erkin'in çevirisiyle okudum ve son derece memnun kaldım. Yanlış bilgi vermemek adına kesin olarak demiyorum ama sanırım Haruki'nin eserlerini
    sadece Hüseyin Can Erkin çeviriyor ve elbette çok da iyi yapıyor bana göre. Haruki'nin hayal gücü inanılmaza oldukça yakın. Kitapta gelişen bazı olaylar fantastik sınırları içinde fakat bu size hiç öyleymiş gibi gelmiyor. Aksine sanki normal hayatta her an yaşanabilecekmiş gibi hissediyorsunuz. Elbette bu Haruki'nin ustalığından kaynaklanıyor.

    Haruki kitap boyunca bize özel bir müzik keyfi de yaşatmayı ihmal etmiyor.
    Dinlemek isterseniz listeyi şuraya bırakıyorum.

    - Duke Ellington
    - Led Zeplin
    - Beatles, Sergeant Pepper's Lonely Hearts Club Band
    - Prince, Little Red Corvette, Greatest Hits
    - Bob Bylan, Blonde on Blonde
    - Otis Redding, Dock of the Bay
    - Stan Getz, Getz/Gilberto
    - Rubinstein-Heifetz-Feuermann Üçlüsü
    - Beethoven, Arşidük Üçlemesi
    - Mozart, Posthorn Serenadı
    - Radiohead, Kid A
    - John Coltrane, My Favourite Things

    İnceleme gibi görünmeyen incelemenin sonuna gelirken sevdiğim yazarlar arasına Haruki Murakami'yi de eklemenin mutluluğunu yaşıyorum.
    Umarım sizde benimle aynı fikirde olursunuz.

    "Bendeniz Nuh, inceleme konusunda pek iddalı değilim ve okurken sizi sıktıysam kitabı okuduktan sonra bağışlayabilirsiniz."

    Kitap ve en önemlisi sevgiyle kalın.