Bıraksaydı be, bıraksaydı. Kalbimi bari bıraksaydı. Şimdi sık sık tekliyor kalbim. Bir değişik atıyor. Eskisi gibi değil. Bilmiyorum kalp öyle budanıyordur belki. Sana bir sır vereyim mi? Beni böyle surekli buduyor ya. Hevesle azaltıyor sürekli. Ona bır sürpriz planlıyorum. İşini kolaylaştıracağım. Tek seferde bitireceğim budama işini."
Nijerya'nın gerçeklikten kopuşuna en iyi örnek de, ülkeyle ilgili son zamanlarda dünya medyasında ses getiren üç iddia. Nijerya'nın dünyadaki en dindar ülke olduğu ilan edildi, Nijeryalıların dünyanın en mutlu halkı olduğu açıklandı ve Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 2005 raporuna göre Nijerya yolsuzluk algısı dizininde 159 ülke ara-sında sondan üçüncü ülke olarak yerini aldı. Din, mutluluk, yolsuzluk. Madem ülke o kadar dindar, neden etik yaşam ya da insan hakları konularıyla bu kadar ilgisiz? Neden, madem o kadar mutlu, ülkede böylesine bir bezginlik ve bastırılmış acı var?
Babam bir keresinde bana, gerçeğe duyulan saygının, ahlakın neredeyse temeli olduğunu söylemişti. "Hiçlikten bir şey doğamaz," demişti. "Gerçeğin" ne kadar değişken olabildiğini anlarsanız oldukça derin bir fikir bu.
PRENSES IRULAN, "Muad'Dib ile Konuşmalar"