büyülü bir dünyada 4 farklı evren var ve Kell bunların arasında geçebilen son iki büyücüden biri.
Gri Londra: büyüyü unutmuş, bizim dünyamız olan evren.
Kırmızı Londra: büyüyle bir denge içinde yaşayan, güvenli bir evren.
Beyaz Londra: büyüye karşı kontrol et ya da kontrol edil bakışıyla yaklaşan, vahşi ve gaddar bir evren.
Siyah Londra: büyü tarafından tüketilmiş, yok olmuş gitmiş bir evren.
kimse siyah londraya gitmiyor, kapılar mühürlü. kırmızının Kell'i ile beyazın Holland'ı krallıklar arasında haberci görevi görüyor. Lila ise gri londrada hayatta kalmaya çalışan bir hırsız.
gelelim yorumuma:
kitabın ilk yarısı kesinlikle ilgi çekici ve heyecanlıydı. Kell'in binbir ceketine ba yıl dım. farklı londralar, büyüye olan bakışlar ve tasarımlar harikaydı. fakat kitabın tempo olarak yükseldiği anların çözüme ulaşırken hayal kırıklığı yaşattığı kanısındayım. heyecanlanıyorum sonra heyecanım sönüyor. geriliyorum sonra 'he tamam' oluyorum. son çeyrekte çok fazla şey hızla gerçekleşti. schwab'ın kalemi çok güzel fakat bu kitapta duygu tasvirleri en gerekli anlarda eksik kalmış. ilk yarı tamamen güzel bir hızda ve detayda ilerlerken sonlara doğru neden çok fazla şey hızlandırılmış anlam veremedim doğrusu. eğer kitap kendi içinde bitsin, seri de olsa bunun bir sonu olsun istendiyse daha kalın yapılarak yine aynı noktada bitirebilirdi ama eksiklik canımı sıktı.
karakterlerle bir noktada bağ kopuyor çünkü her şey hızlı. zirve anların harcandığını düşünüyorum. arka plan karakterleri çok silikti, tiplemeler çok fazla. var ve yok. adını unuttuğum dükkan sahipleri bile daha iyi yazılmıştı ama kral kraliçe, dane kardeşler ve rhy o kadar silikti ki anlatılan duygular hissedilmekten ziyade tekrarlanarak kağıtta duruyor gibiydi.
bir de... 2015 kitabı olduğunu buram buram