Ufak tefek spoiler içeriyor olabilir
9/10
·648 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 04:07
Evet, ülkeyi, hatta dünyayı kurtardık. Şimdi ne yapacağız? Şeklinde başlayan kitabımız, yeni bir krallık düzeni kurmaya çalışan karakterlerimiz ve tabii ki bu krallığı ellerinden almak isteyen diğer güçlü karakterlerin ülkeyi kuşatmasıyla hem içeride hem dışarıda denge ve düzeni sağlama çabasını anlatmayla başlıyordu. Politik oyunlar, bazı ihanetler, doğru olan, yapılması gereken nedir ve doğru şey için yapılan yanlış yanlış mıdır çatışmaları.. İkinci kitaba malum kişinin yasını tutarak başladım ve bu bir süre devam etti maalesef, diğer karakterlerin de ondan bolca bahsettiklerini görmek biraz olsun iç rahatlatıcıydı. O olmadan bu kitaplar nasıl okunacak, keyif alabilecek miyim endişem vardı. Hala geri dönecek hissiyatını taşıyordum hatta, sonra bu düşüncemden vazgeçtim. Başlarda biraz yavaş aktı. Yine de sıkıldığımı söyleyemem. Kitap bir şekilde okutuyor, merak ettiriyor kendini. Yaklaşık son 200 sayfayı ise soluksuz okudum. Önceki kitapta da bu kitapta da kaç kez ters köşe oldum bilmiyorum ama normalde çok sık yaşamadığım bu hissi seviyorum. Karakterlerin iç tahlillerini, iç hesaplaşmalarını fazlaca gördüğümüz bir kitaptı. Bazı karakterlere daha çok odaklanmıştı, diğer bazı sevdiğim karakterlerin de düşüncelerini daha çok görmek isterdim. Dockson ve Ham gibi. Breeze'inkileri görmeyi sevdim. Ellend'ın dürüst ve idealist karakterini ve kim ne derse desin bunu bozmayışını şahsen çok sevdim. Keşke her lider böyle olsa. "İyi adamlar berbat bir kral olabilir" "Ama kötü adamlar iyi bir kral olamaz" Karakterlerin adım adım gelişimini bu kitapta da çok beğendim. Olayların ilerleyişi güzeldi, tatmin etti. Vin'in düşüncelerine bir yere kadar o kadar sinirlendim ki.. Anlatamam.. Tindwyl'a başta ön yargılıydım ama sonra çok sevdiğim bir karakter haline
Sissoylu - KuşatmaBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20151,161 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 21. kitabı
İtalyan yazar Maria Stella Rossi tarafından kaleme alınan ve Melaike Hüseyin tarafından çevrilen Değersiz Kadınlar, kadınların hayatlarından kesitler sunan bir öykü kitabı. Bir insana, bir kadına toplum tarafından biçilen değerin nesnelliğini sorgulatan, sadece bir insanın, bir kadının değil her anlamın 'ötekiler' tarafından belirleniyor olmasına ince göndermeler yapan bir eser. Bence en güzel tarafı hiçbir cümlede en küçük bir abartıya ihtiyaç duymadan yazılmış olması. Desenleri farklı tabaklarla servis edilmiş bisküvi tatlısı gibi. Sade ve doğal. Kitabın en çekici tarafı takdir edersiniz ki; kitabın isminin ağırlığı ile kapaktaki kadının masumiyetinin insanın zihninindeki çarpışma anı. Öykülerin içine girdikçe bu ilk anın dağılacağına, kaybolacağına dair bir endişem vardı çünkü böyle güçlü kapaklar bazen metnin önüne geçebilir. Fakat bu kitapta tam tersi bir durum oldu sayfalar ilerledikçe kapaktaki kadın öykülerde karşılaştığım kadınların yüzüne dönüşümeye başladı. Hele 15. Sayfada, bir beşikten söz ederken; "Bu mütevazı mobilya parçasının çok hüzünlü bir hikâyesi vardır. Başında onu taşıyan köylü kadın, peşinde dolaşan bir keçi ile yanında küçük bir kutu sarı ekmek ve peynirle bütün gün çalışmış ve ancak sonunda eve dönüp ortalığı toplayıp, duraksamadan iş yaptığı sırada ölen çocuğu için bastırılmış tüm acısını haykırabilmişti." satırlarını okuduğumda, Karadeniz'de çay toplarken doğum yapan, yaylaya giderken yolda doğuran kadınların hikayelerini düşündüm; kadının her coğrafyada acı çekmeye mahkum oluşunun gerçekliği ile yüzleştim. Rossi'nin hikayelerine dokunduğu kadınlar birbirinden farklı gibi görünse de hepsinin ortak bir noktası var: "Görülmemek" Bir anda 'DAN' diye gelen her türlü olayda insan hazırlıksız dahi olsa başına gelenin büyük bir olay olduğunu
Değersiz KadınlarMaria Stella Rossi · Paspartu Yayınları · 20255 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·458 syf.·
Beğendi
·
2026 27. kitabı
**10.04.2026 Cuma Saat 16:20 Jean-Christophe GrangéSiyah Kan ** Tarihe Not: Kitabı yıllar önce okumama rağmen çok uzun süre etkisinde kaldığımı ve merakla okuma isteğimi tetiklediğini hatırlıyorum Yıllar önceki ben bu kitabı okurken; Bir çocuğun annesine olan kinini, masum bir çocuğa yaşatılan bunca acı ve travmaların çocukta neden olduğu değişimi ve dönüştüğü hali çok ilginç gelmişti. Bu kadar acımasızlaşma, hissizleşme, intikam alırken ki ritüel, bunu dini bir ayin gibi düşünme fikri, arınma odası kavramı çok ilginç ve etkileyici işlenmişti. Şu anki halimle bu kitabı okurken; Öncelikle kitabı okumaya başlarken o zaman ki etkiyi yaratacak mı diye bir düşünce, endişem vardı. Ama yıllar geçmesine rağmen, dünyada hiçbir şey aynı kalamazken, yıllar içerisinde kendimde bile bu kadar şey değişmişken KİTAP HALA O ETKİYİ HATTA DAHA FAZLASINI YARATTI… Öncelikle yıllar içerisinde hatırladığım bölümleri okurken o anlar çok hoşuma gitti. Ancak o zamanlar okuyupta anlayamadığım şuan fark ettiğim şeylerde vardı. Örneğin Amok hastaları – Stefan Zweig’in Amok Koşucusu kitabında detaylı anlatılan Amok hastalarının 2000’li yıllarda klinik vakaları olduğunu ve bunların tedavisiyle ilgilenen hastanesinin olması son derece ilginç gelmişti. O zamanlar Amok koşucusunu okumadığım için bilmediğim mevzu şuan için ilginç bir bilgi olarak karşıma çıktı. Ve en önemli bölümü de sonu oldu. Kitap hiçte hatırladığım gibi bitmedi. Yıllar içerisinde hafızama yenik düştüm ve her şeyi unuttuğumu fark ettim. O yüzden kitabın son bölümlerinde yaşadığım şok – merak – heyacan ve birazda siniri unutmamak adına bu notu yazma ihtiyacı duydum. Öncelikle yıllar sonra bu mısraları okuyacak kendime bir mesajım var; HARİKA BİR YAZAR VE HARİKA BİR KİTABI TEKRAR OKUMUŞSUN. TEBRİKLER… Karakter işlemeleri, bir
Edebiyat
Siyah KanJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 201514,1bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 18:05
Sonunda, sonunda Batman'in özünü anlayan bir çizgi roman. Açıkçası bu batman hakkında tek duyduğum: "Daha vahşi, sinirli, epik..." gibi şeylerdi. Duyduklarım sebebiyle seriden sadece başarılı bir aksiyon bekledim her zaman. Fakat eldekine bakıyorum da... Bu okuduğum en "BATMAN" çizgi romanlardan biriydi. Bruce'un annesi, babası ve arkadaşlarıyla olan bağı, vahşiliğine rağmen elinden geldiğince insanı kurtarmaya çalışması, kimse ona inanmıyorken yine de pes etmeyip herkesi kurtarması... Evet, dedektiflik kısmı biraz eksik ama "Batman" budur diyebiliriz. Başlarda çok endişem vardı doğrusu. Hem ing HC baskısını hem de türkçe baskıların çoğunu almıştım çünkü. Seriyi beğenmezsem bir hayli kötü hissedecektim. Yazarın da Scott Snyder gibi hiçbir iyi eserine denk gelmediğim bir yazar olduğunu düşünürsek, son derece endişelendiriciydi. Lakin endişelerim boşunaymış. Hem Scott Snyder hem de Nick Dragotta muazzam bir iş çıkarmış. Scott Snyder, sürekli olarak flashbackler verip aynı anda da güncel olayları ilerleterek muazzam bir denge tutturmuş. Böylelikle okuyucu yalnızca orijin okuyup sıkılmıyor ve ana olay örgüsünü rahat bir şekilde takip edebiliyor. Bunun yanında yağ gibi akan olay örgüsü ve Bruce'un aile/arkadaş ilişkileri de cabası... Scott Snyder sanıyorum ki Martha Wayne'i ciddi şekilde hayatta tutup yazan ilk yazar -ya da yazarlardan biri- . Ve bu konuda çok iyi bir iş çıkardığını söylemeliyim. Anne-oğul ikilimizin, hem güncel hem de geçmişteki konuşmaları çok hoş yazılmış. Gerçek bir yavru yarasa ve anne yarasa misali... Bruce'un arkadaş grubu ise ayrı bir konu. Bir tık spoiler olabileceğinden kim olduklarına değinmeyeceğim. Ama o ekipte Bruce için çok önemli bir yere sahip. Scott Snyder üstadım bize bunu da çok uygun bir şekilde aktarıyor. Gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Kitabımız
1000Kitap
Absolute Batman - Cilt 1Scott Snyder · Jbc Yayıncılık · 202626 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 30. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 11:18
Bazı kitaplar vardır bitince kapağını kapatırsın ama içindeki duygu kapanmaz. Denise Fergus – James Bulger’in Ölümü benim için tam olarak böyle bir kitaptı. İnanılmaz zordu okuması. Çünkü sadece bir hikâye değildi, bugün hâlâ benzerlerini gördüğümüz bir gerçekti. Birçok çocuk, yaşıtları tarafından öldürülüyor ve sonuç çoğu zaman aynı: Sanki suçludan yana bir dünya. Ölen öldüğüyle kalıyor, aileler ise o tarifsiz acıyla yaşamaya devam ediyor. Bir anne için düşünmesi bile dayanılmaz. Benim de en büyük korkularımdan biri bu. Üstüne güncel olaylarla tetiklenince korkum ve endişem daha yoğun oluyor. Okuduktan sonra belgeselini izledim. İzlemez olaydım. Çocuğun nasıl katledildigini öğrendim. Anneye hiçbir zaman söylenmemiş ve kltapta da bundan bahsedilmiyor. Bu iskenceleri sadece 10 yaşında çocukların yapması inanilmaz bir şey. Çok korkunç. Nasıl bu kadar vahşi olabiliyorlar? Ve bunların çocuk olarak degerlendirilmesi bence hiç adil değil. Bu kitap sadece bir cin@yeti değil, bir annenin bitmeyen yasını ve adalet arayışını anlatıyor. Aşırı ağır bir konu, psikolojik olarak çok yorucu. Ancak acıyı romantize etmiyor. Yasın bitmediğini, hayatın tamamen değiştiğini, bir annenin asla eski haline dönemediğini çok gerçekçi şekilde gösteriyor. Eminim okuyan herkesin kalbinde bir iz bırakıyor. Çok etkileyici.
James Bulger’in ÖlümüDenise Fergus · The Roman · 202083 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 49. kitabı
KÖYGÖÇÜREN Şeyma Türkyılmaz “Fazla merhamet gün gelir bedel ödetir.” Merhabaalar, içinizi ısıtacak kalbinizi sıcacık yapacak bir eser ile geldim. Köy hayatı, o zamanların verdiği huzur insanı gerçekten mutlu ediyor. Köygöçüren, geçmişte bir kadın yüzünden kanlı bir düşmanlığa sürüklenen Nezihler ve Görgülüler ailelerinin, yıllar sonra Hasret’in etrafında yeniden alevlenen çatışmasını konu alır. Uzun süredir sessiz kalan husumet, köyde dolaşan bir fısıltıyla tekrar canlanırken, eski yaralar açılır ve kaçınılmaz bir yıkımın habercisi olur. Hasret ve Nezihlerin sert karakterli Adnan Bey’in karşı karşıya gelişi, kaderin değişmediğini gösterir. Hamza’nın gözünden okuma yapmamızı ayrıca sevdim. Onun neler düşündüğünü, Hasret’i gördüğü zaman neler hissettiğini merak ediyordum. Yazar kafamızda soru işaretleri bırakmamış, sevindim. Hasret’i bu kitapta daha gözü kara daha güçlü okumak beni gerçekten çok memnun etti. Kolay bir hayatı olmadı ama hayatı için savaşan bir karakter okuduk. Özellikle sevgisinin arkasında dağ gibi duruşu çok hoşuma gitti diyebilirim. Yazarın kalemini ilk kitaptan sevmiştim bu açıdan hiç endişem yoktu. İkinci kitapta da yine tatmin oldum. Yazar, betimlemeleriyle o havayı bize gerçekten yansıtıyor bence. Köy hayatı olsun, karakterlerin duruşu olsun yazarla birlikte can bulmuş diye düşünüyorum. “Gönlümü düşürmüşüm sana, eğilip bükülmelerim hep ondan.”
Köygöçüren IIŞeyma Türkyılmaz · Ephesus Yayınları · 202697 okunma