Evet, ülkeyi, hatta dünyayı kurtardık. Şimdi ne yapacağız? Şeklinde başlayan kitabımız, yeni bir krallık düzeni kurmaya çalışan karakterlerimiz ve tabii ki bu krallığı ellerinden almak isteyen diğer güçlü karakterlerin ülkeyi kuşatmasıyla hem içeride hem dışarıda denge ve düzeni sağlama çabasını anlatmayla başlıyordu.
Politik oyunlar, bazı ihanetler, doğru olan, yapılması gereken nedir ve doğru şey için yapılan yanlış yanlış mıdır çatışmaları..
İkinci kitaba malum kişinin yasını tutarak başladım ve bu bir süre devam etti maalesef, diğer karakterlerin de ondan bolca bahsettiklerini görmek biraz olsun iç rahatlatıcıydı. O olmadan bu kitaplar nasıl okunacak, keyif alabilecek miyim endişem vardı. Hala geri dönecek hissiyatını taşıyordum hatta, sonra bu düşüncemden vazgeçtim.
Başlarda biraz yavaş aktı. Yine de sıkıldığımı söyleyemem. Kitap bir şekilde okutuyor, merak ettiriyor kendini. Yaklaşık son 200 sayfayı ise soluksuz okudum.
Önceki kitapta da bu kitapta da kaç kez ters köşe oldum bilmiyorum ama normalde çok sık yaşamadığım bu hissi seviyorum.
Karakterlerin iç tahlillerini, iç hesaplaşmalarını fazlaca gördüğümüz bir kitaptı. Bazı karakterlere daha çok odaklanmıştı, diğer bazı sevdiğim karakterlerin de düşüncelerini daha çok görmek isterdim. Dockson ve Ham gibi. Breeze'inkileri görmeyi sevdim.
Ellend'ın dürüst ve idealist karakterini ve kim ne derse desin bunu bozmayışını şahsen çok sevdim. Keşke her lider böyle olsa.
"İyi adamlar berbat bir kral olabilir"
"Ama kötü adamlar iyi bir kral olamaz"
Karakterlerin adım adım gelişimini bu kitapta da çok beğendim. Olayların ilerleyişi güzeldi, tatmin etti.
Vin'in düşüncelerine bir yere kadar o kadar sinirlendim ki.. Anlatamam..
Tindwyl'a başta ön yargılıydım ama sonra çok sevdiğim bir karakter haline