ben, genellikle kendi derinliklerimde bile henüz tasarlanmamış eylemlerin, dudaklarımı uzatırken aklıma bile getirmediğim sözcüklerin, tamamına erdirmeyi umursamadığım hayallerin kuyusuyum.
hepsinin aynı benim gibi, coşkulu ve hüzünlü bir ruhu var. öyle iyi tanıyorum ki onları! mağazalarda çalışanlar, bürolarda ayak ayak işlerini yapanlar ya da küçük tüccarlar; onların dışında, benben diye konuşurken kendilerinden geçen, bencil sessizlikleriyle doyan, saklayacak hazinesi olmadığı hâlde cimri, kafe kuşları var. ama hepsi birer şair -zavallılar- ve gözümün önünde, benim de onların karşısında yaptığım gibi, ortak densizlik yükümüzü sürüklüyorlar. hepsinin geleceği, benimki gibi, geride kalmış.
adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde.
yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu.
otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
anne dedim, hadi çay koy da içelim.