İslam ve Tarih: Tarihin Ötesinde Bir İbret Aynası
Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, İslam tarihi alanında Türkiye'nin önde gelen isimlerinden biri olarak tanınır. 1943'te Siirt'in Pervari ilçesinde doğan Sırma, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu olup, 1973'te Fransa'da Sultan II. Abdülhamid üzerine yaptığı doktora teziyle akademik kariyerine adım atmıştır. Siirt Üniversitesi'nde dekanlık ve İslam Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı gibi görevler üstlenmiş, 2019'da emekli olmuş olsa da eser üretmeye devam etmektedir. Sırma'nın düşünce dünyası, İslamcılık ekseninde şekillenmiş; yaşadığı dönemin tarihi olayları, tarih algısını derinleştirmiştir. Onun eserleri, sadece akademik birikimle sınırlı kalmayıp, güncel sorunlara İslam perspektifinden objektif bir bakış sunar. Bu bağlamda, İslam ve Tarih (Beyan Yayınları, 9. baskı, 2014, 176 sayfa), Sırma'nın tarih felsefesini ve İslam tarihi girişini yansıtan temel bir metin olarak öne çıkar.Kitap, adından da anlaşılacağı üzere, tarih kavramını İslamî bir mercekle ele alır. Sırma, tarihi "günümüze kadar geçmişte cereyan etmiş tüm olayların bütün boyutlarıyla irdelenmesi, soruşturulması ve değerlendirilmesi" olarak tanımlar. Bu tanım, klasik kronolojiyi aşar; tarih, sadece okullarda ezberlenen bir olaylar zinciri değil, insanoğlunun varoluşuyla iç içe bir süreçtir. Kitabın açılışında vurguladığı gibi, Adem (a.s.)'le başlayan ve Kıyamet'e uzanan bu yolculuk, bireysel ve toplumsal hürriyeti şekillendirir. Tarihini bilmeyen milletler, başkalarının "uyduları" haline gelir; çünkü kendilerine sunulan tek hakikati sorgulayamazlar. Sırma, bu noktada pragmatik bir tarih anlayışını benimser: Olaylar, ibret için yorumlanmalı, ahlaki dersler çıkarılmalıdır.Yapısal olarak kitap, tarih kelimesinin etimolojisinden başlayarak ilerler. "Tarih"