Enes ERDAL

Enes ERDAL
Sen yine de yaz bir kenara bütün sözlerini...
TIBBİ SEKRETER
ELBİSTAN
33 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Enes ERDAL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
2021 15. kitabı
Lev Tolstoy
8.1/10 · 5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Büyük ve lüks bulvarlar her yerde birbirine benzer, çünkü zenginlik ve fakirlik dünyanın her yerinde aynıdır.
1000Kitap
İnceleme
Puan vermedi·80 syf.··
2021 4. kitabı
AY IŞIĞI SOKAĞI Yazar kitapta 3 hikayeden bahsetmiş; Ay ışığı sokağı, Leman Gölü sokağı ve Laporella. İlk hikayede kocası tarafından onuru ve gururu kırılan bir kadının düştüğü durumları ve buna neden olan kocasının ömürlük pişmanlıkları, ikinci hikayede evine dönmek isteyen bir Fransız askerinin gölü geçerek bir köye varması oradan ise tekrar eve gitmek istemesi ve bu uğurda gölde boğulması, üçüncü hikayede ise insani duygulardan yoksun bir hizmetçi kadının efendisine hizmette aşırıya giderek onu ilahlaştırması, hatta karısından şikayetçi olan efendisinin karısını öldürmesi bu durumun ise adamı ürkütmesi, korkutması, tiksindirmesi ve kadının işine son vermesi, kadının ise bu hizmetleri yaparken bir hayvanın sahibine bakar gibi onu takip etmesini anlatan bir hikaye. Analizini yapar isek; 1. Ve 2. Hikayeler her ne kadar dramatik bitse de insan 3. Hikaye’nin ilginçliğini asla unutamıyor. Stefan Zweig yine adetini bozmayarak bu kitapta da aşırı duygulara yer vermiş. İlginç bir kitap kısacası… ALINTILAR: • Büyük lüks bulvarlar her yerde birbirine benzer, Çünkü zenginlik ve fakirlik dünyanın her yerinde aynıdır. • Bir kez daha bir pencerenin ardında farklı bir kaderin yaşandığı, her kapının yeni bir yaşantıya açıldığını hissettim.
1000Kitap
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
İnceleme
Puan vermedi·80 syf.··
2021 8. kitabı
AMOK KOŞUCUSU “Bir Malezyalı, son derece sade, son derece iyiliksever bir insan, orada öylece oturuyor, duygusuz, umursamaz, donuk… tıpkı benim odamda oturduğum gibi… ve birden ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor ve sokağa koşuyor… dosdoğru koşuyor, hep dosdoğru… nereye olduğunu bilmeden. Yolda karşısına ne çıkarsa çıksın, insan, hayvan, hançeriyle vurup yere seriyor ve kan sarhoşluğu onu daha da öfkelendiriyor… sürekli koşar, hiçbir şey görmez, karşısına çıkan her şeyi yere yıkar… ta ki biri onu kuduz bir köpek gibi vurup yere serene ya da kendiliğinden köpükler içinde yere yıkılana kadar… Stefan Zweig tıpkı diğer romanlarındaki gibi bu romanında da ölüm ve intihar üzerinde odaklanmıştır. Roman Tropik ormanlarında geçici görev yapan bir doktorun başından geçiyor. Hemen hemen her romanında olduğu gibi, bu romanda da kocasını aldatan gebe bir kadın ölümcül hastalığını teşhis etmek için bu doktora geliyor. Kadının tek bir isteği var doktordan oda gebe olduğunu kimsenin bilmesini istemiyor. Doktorda bunun karşılığında kadına uygunsuz bir teklifte bulunuyor. Kadın bunu reddediyor ve kadının bu reddi doktorda pişmanlık duygusunu saplantılı hale getiriyor. Doktor fiziksel olarak bir amok koşucunun belirtilerini vermese de Ruhsal olarak tam bir ölüm koşusuna çıkıyor. Tabi kadın ölüyor, doktorda kadının sırrını korumak için gemide kadının tabutunun üzerine çıkıyor ve tabutla beraber denizin derinliklerine batıyor. Kitapta ölüm ve intihar üzerinde odaklanılmış, yine olduğu gibi insan duygularını abartırcasına anlatmış, olay yine mekan olarak gemide geçmiş vs. okuyucuya çok fazla bir şey katacağını sanmıyorum.
1000Kitap
Amok KoşucusuStefan Zweig · Ren Kitap · 2017134,7bin okunma