BEYAZ GEMİ KISA ÖZET:
Beyaz Gemi kitabı, annesi babası ölen bir çocuğun hayallerinden ve yaşantısından bahsediyor. Onu da sırayla, zavallı ihtiyar Mümin dedesi, dedesinin ikinci eşi, teyzesi, Orozkul adlı zorba eniştesi takip ediyor. Kırgızistan’ da geçen olay bize Orta Asya’nın çetin koşullarından bahsediyor. Boynuzlu Maral Ana diye bir geyiğin kutsallığından yola çıkılarak yazılan bir eser. Betimleme de ilkbahar, kış, soğuk ve denize yer veriyor. Üslubu sade ve akıcı; kitap ilk sayfalara nazaran biraz durgun, ilerleyen sayfalarda ise sürükleyici bir hal alıyor.
KİTABA DAİR:
Elime ilk defa bir Cengiz Aytmatov kitabını aldım. Kitap ilk sayfalarda sıkıcı iken sonradan güzel bir hal almaya başlıyor. Ben kitabın sonuna kadar meselenin sadece bir aile etrafında döndüğünü sanıyordum. Böyle bir son yazdığı için yazarı eleştirmiştim. Kitap mutlu sonla bitmiyordu. İnançları yıkılan başkahramanımızın trajik seçimi yazıyordu kitap. Hep hayalini kurduğu nehrin balığı oluyordu sonunda. Peki, zavallı kimsesiz Mümin dedesine ne demeli. Sırf eniştesi sinirlenmesin, onu işten atmasın diye yediği azarları, sineye çektiği hakaretleri nasıl okumalı. Sırf o kendisine sahip çıksın diye kızını döven adama sesini çıkarmamayı nasıl düşünmeli insan. Enişteye ne demeli peki, içki içen, eşini döven, yanındaki gariban ihtiyara ve zavallı çocuğa yaptığı insanlıktan uzak muameleye ne demeli… Finaldeki dramatik sonu görünce bu kitabın sadece bir köy romanı olmadığını anladım. Geriye dönüp baktığımda kitap, bir milletin varoluşundan bahsediyor. Zaten bunu hemen anlamam da beklenemezdi. Yazarın kitap ile ilgili fikirlerini okuduğumda ise bunun tamamen Kırgız halkına yazıldığını anladım. Rusya hegemonyasındaki bir milletin celladına başkaldırısını resmediyor