Kapitalizmin ve Dünya Sisteminin günümüze uzanan büyüme ve gelişmesi öyle göz alıcı bir tablo oluşturdu ki bugün bu başlangıç safhaları hem gölgede bırakılıyor ve hem de günümüzün iktidar sahipleri kerametin kendi kültürlerinden menkul olduğunun bilinmesinden istifade ediyorlar. Oysa sermaye düzeni en başında olduğu gibi, bugün de Türk gücünü etkisiz kıldıkça kendini toparlayabilmektedir. Osmanlı Fethinin başladığı 14. Yüzyıldan 1571 İnebahtı felaketine kadar dünyada hiç kimse Türklerin mağlup edilebileceğine ihtimal vermiyordu. Ne zaman ki Türk donanması devreden çıkıp denizlerdeki Türk hakimiyeti sona erdi, işte o zaman kapitalizm serpilmek için fırsat buldu. Kapitalizm kurduğu mekanizmanın berhava edilmeyeceğine dair güveni Türklerin yenilebileceği bir ihtimal olarak belirince kazandı ve kapitalizmin 16. Yüzyıldan sonraki bütün hesapları ufuktaki bu mağlubiyete göre ayarlandı. Yani dünyanın bugüne taşınabilen yeni bir çehreye kavuşmasına ne Fransa’daki kanlı ihtilal, ne de İngiltere’de finansmanı köle ticaretiyle sağlanan sanayi sebep oldu. Kapitalizmi yerküre ölçüsünde muzaffer kılmaya giden yolu Türk donanmasının İnebahtı’da mahvedilmesi açtı. Kapitalizm hegemonya kuracak yetkiyi dünya siyasetinin Türk gücünden noksan bırakılışından aldı. Dünya sistemi müdevvir bir sistem olabilmek için Türklerin sözünün geçmediği bir atmosfere muhtaçtı. Kapitalizm hala aynı ihtiyaç içinde kıvranıyor. Kapitalizmin insan varlığına hor bakan tasallutundan Türkiye’nin kurtulma gücü kalmadıysa dünyanın bu tasalluttan kurtulabileceği konusunu ciddiye almak abesle iştigaldir.