Sinan bir nefes aldı. "Benim ilk ustam babamdı. Yörenin en iyi marangozuydu, beni de o yetiştirdi. Zadik evveli kırk gün oruç tutardı. Ben de ona eşlik etmek istediğimde " Sen çalış, tahtadan bir kuzu oy bize" derdi. Dinlerdim. Fakat her seferinde yaptığıma bakar, iyi olmadığını söyler, elimden alırdı. Attım derdi, hadi git yenisini yap. Darılır, kızardım ama kuzularım giderek daha âlâ oldu." Bir an durakladı. "Babam ölünce bir sandık bulduk. İçinde çocukluğumdan beri oyduğum bütün kuzular duruyordu. Meğer her birini saklamış rahmetli."
"O zaman ne demeye attım diyormuş?"
"Çünkü zanaatında ustalaşmak isteyen, yaptıklarını geride bırakmayı da bilmeli. Eserinden ziyadesiyle memnun olursan öğrenmeyi kesersin. Ben artık oldum dersin. Oracıkta kalır, yerinde sayarsın. En iyisi her seferinde yeniden hevesle işe koyulmak, sil baştan.