Pek çok hayat sürüyoruz, kabul etmek istediğimizden daha fazla kimlik barındırıyoruz, her türlü isim veriliyor bize de, oysa aslında bir, sadece bir kimlik, sadece tek bir isim kâfi.
Onda hayvani bir duygu vardı, bir tür rafine ilkeldi, en derin yırtılmaları dile getirmeyi bilen ve aydınlanma çağının saf mirasçısı olduğunu düşünen varlıklarda vahşiliğin belirişini ortaya seren zarif ve acımasız bir yamyamdı o. Ben bu üçgenin köşelerini seviyordum.
Alan Turing (1912-54), modern bilgisayarın yaratılmasında rolü olan Cambridgeli seçkin bir matematikçiydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'de Bletchley Parkta geliştirilen, ayrıntılı ve yoğun hesaplamalar yapan makinesi, Alman denizaltı komutanları tarafından kullanılan "Enigma" kodlarını kırmıştı. Müttefikler böylece mesajların içeriğini çözebilmiş ve Nazilerin planlarını öğrenebilmişlerdi.
Alan Turing, eşcinselliği yüzünden adaletle başı belaya giren ve ilk bilgisayar olan Enigma’nın yaratıcısıdır. Tarihin en büyük unutulmuşlarından. Bu mucid, tuhaf bir biçimde intihar etti. 7 Haziran 1954’te bir elmayı bir siyanür solüsyonuna daldırdı ve bir sehpaya koydu. Daha sonra resmini yaptı elmanın ve arkasından da yedi. Apple’ın logosunun dişlenmiş bir elma olmasının neden bu olduğu söyleniyor. Alan Turing’in elması.
Hayat tarafından incitilmiş, dünya tarafından reddedilmiş ve sevdikleri tarafından terk edilmişti. Bu yüzden etrafına o kadar sert bir kabuk örmüştü ki, ona bakan herkes o kabuğun ardında bilmeye değer hiçbir şey olmadığım düşünüyordu. Fakat öyle değildi.