maniera

maniera
@enlightened
buraya bakarlar boxd.it/26iQb
Peki ama neden acaba tanımadığımız birine, bir adama hatta bazen anlaşamadığımız bir yabancıya tutuluruz? Neden onsuz yaşayamayacak denli sevmeye başlarız onu? Sizinkinin benzeri olan gözlerine bakarsınız ve orada arzularınızın sonsuzluğunu görürsünüz. Alev alev yanan yüzünü, hep ellerinizin arasında tutmak istersiniz. Ve uslu bir köpeğin patileri gibi masanın üstünde duran ellerine, bazen yanağınızı bazen yanan alnınızı bastırmak istersiniz; çünkü bu tür sevgi, yalnızca bir alev, yaşamın fırtınalarına karşı dayanabilen, Tanrı’nın "hiçbir kötülük” düşünmeden yaratmış olduğu, yağla beslenen biricik meşaledir. İnsan, böyle sevgiye yaşamı boyunca bir kez rastlar; ve bu da yaşamın başında gelir, ya da hiç gelmez. Onu tadan, mutlaka kavuşur: Yaşam onu istediği kadar zehirlere boğsun, o, iyi kalacaktır. Ve onu tanımamış, yani tanıyacak yetenekte olmayan zavallıysa, yüreği onunla yanıp tutuşuncaya dek dünyaya geri döner; daha sonra, ya sonsuz yaşama ya da sonsuz yokluğa geri döner.
Sayfa 39
Edebiyat
Reklam
Durumum gerçekten de çok tehlikeli. Korkudan, aynı yanlışa bir kez daha düşme korkusundan, zamanında bitirememe korkusundan, son bir kez hüznü, güçsüzlüğü ve nefreti tatma korkusundan, ne kadar güzel ve önemli şeyleri kaçıracağım kim bilir.
Bilim-Kurgu
Nietzsche, Proust, Baudelaire ya da Rimbaud, modaların çalkantısına rağmen ayakta kalıyorlarsa, bunu, zalimliklerinin çıkar gözetmemesine, şeytani cerrahilerine, hınçlarının cömertliğine borçludurlar. Bir eserin dayanmasını sağlayan, eskimesine engel olan şey acımasızlığıdır.
Felsefe
ru­hunu sakınmadan açıp bana uzatmasının bir tek nedeni var: hüznün değerini bilmek. evet, biliyor: acı çeken saygıde­ğerdir.
Edebiyat
Reklam