Sınır koymak, yapma demekle değil, güvenli ortam sağlamakla başlıyor önce. ‘O bardağa su koymazsam, o sürahiyi kaldırmak ve suyu koymakla ilgili koordinasyonu, o kaşığı ben ağzıma götürmezsem ağzımı keşfetmeyi ve o topu atmazsam alan kavramını nasıl öğreneceğimi anlatır mısın bana sevgili ebeveynim’ diye sormaz mı çocuk!
Duygusal yakınlıktan, aidiyet duygusundan ve ilgi odağı olmaktan yoksun erkekler, tıpkı herkes gibi kendilerini boşlukta hissedebilir ama bunu göstermeye direnebilirler. Duygusal bağ, cinsiyete bakılmaksızın insanlığın temel gereksinimidir.
Tutkuyla seven biri, bütün çabalarına ve yalvarıp yakarmalarına rağmen, hiçbir koşulda karşılık bulamazsa bu durum ortaya çıkar:
“Onu seviyor ve ondan nefret ediyorum.” (Shakespeare, Cymb., III, 5)