Avrupa'yı ensest ilişki ve seksle değil biliminde baz al
Avrupa'yı ensest ilişki ve seksle değil bilimde baz al.
Müzik
Reklam
Çocuk yetiştirme paradoksu
Satırları okuduğunuzda çok yönlü “insan” olmaya çalışan biri iseniz kelimeler arasında debelenip duruyorsunuz. Çoğunluğun tek yönlü yetiştiği toplumda kızlar için olmasada oğlan çocukları için bu durum dışlanma sebebi, düşünün araba ile oynayan bir kız çocuğu o kadar da göze çarpmaz ama elinde bebek olan bir oğlan çocuğu görünce endişelenirsiniz bırakın sakin kalmayı bir ebeveyn olarak suçluluk duyarsınız , ilerde cinsel yönelimini bile etkileyebileceğini düşünürsünüz . Peki ama doğrusu ne ? Bu nasıl olacak nasıl düzelteceğiz ? Bu kitap bu soruların cevabı için en azından güvenilir cevabı için doğru yer değil belki , üzerinde yıllarca çalışılmış deneylerin sonucu olan pedagojik kitaplar gerekir . Bu konuda önereceğiniz kaynaklar varsa yoruma yazarsanız çok mutlu olurum . Temennim o ki ; bu durum geçsin ! Her insan dünyaya geldiğinde kadın / erkek olmak üzerine değil çok yönlü sağlıklı bir “birey” olmak üzerine yetiştirilsin ve ebeveynler bu durumdan hiç suçluluk duymasın . Çünkü sonra tek yönlü yetişen çocuklar topluma karıştığında inanılmaz zorluk çekiyor adaptasyon sürecinde kimsenin bilmediği derin sancılar yaşıyor ! Sen çocuğunu nasıl yetiştirirdin okuyan insan ?
1000Kitap
Casanova anılarında iki kız kardeşle gençlik zamanlarında nasıl birlikte olduğunu övünerek anlatır. Bu ahlaki açıdan bir nevi sapkınlıktır, madalyonun bu karanlık yüzü Casanova’nın o çok övülen "centilmen" imajının arkasındaki ahlaki sınır ihlallerini çok net gösteriyor. Anılarının (Histoire de ma vie) henüz başlarında, Venedik’te yaşadığı Nanetta ve Marta Savorgnan kız kardeşler hikayesidir. Casanova bu ilişkiyi hiçbir suçluluk duymadan, aksine iki kız kardeşi aynı anda memnun edebildiği için bir tür estetik başarı gibi büyük bir gururla anlatır. Bugünün etik normlarını bir kenara bıraksak bile, kendi yaşadığı 18. yüzyıl katolik Avrupası'nda dahi bu durum çok ciddi bir toplumsal ve dini tabuydu. Don Juan bencilce bir yıkım üzerinden tatmin olurken, Casanova da kendi hazzı ve fantezi dünyası uğruna ensest sınırlarına yaklaşan, ahlaki değerleri ve aile bağlarını hiçe sayan bir manipülasyon yürütüyordu. Dolayısıyla onun ilişkilerindeki o "şefkat" ve "mutlu etme" çabası, yaptığı eylemin ahlaki açıdan bir sapma olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Nihayetinde ikisi de sınırları kendi yöntemleriyle ihlal eden figürler. Biri bunu kurbanlarına acımayarak yapıyor, diğeri ise onları kendi geniş fantezi dünyasına ortak ederek ahlaki sınırları tamamen flulaştırıyor.
Edebiyat
DOĞA AHLAKİ DEĞİLDİR
Bireylerin sürülerinden uzaklaşması durumu pek çok hayvanda benzer şekilde görülür. Özellikle çiftleşme dönemi geldiğinde bulunduğu grubun belli üyeleri farklı topluluklara yönelir. Bu davranışın temel amacı, ensesti yani yakın akraba çiftleşmesini önlemek dolayısıyla genetik çeşitliliği korumaktır. Bu durum ise evrimsel biyolojinin en hayret verici noktalarından biridir. Çünkü görünüşte bilinçli gibi davranan bu durum aslında sadece doğal seçilimden doğmuş bir adaptasyondur. Hayvanlar “anneyle çiftleşmeyeyim” diye düşünmezler. Ancak doğal seçilim, tesadüfi olarak yakın akrabayla çiftleşmeyen bireylerin soyunun daha sağlıklı olduğunu fark ettirir. Bu durumsa sonuçların seçilim üzerindeki etkisiyle ortaya çıkar. Yakın akrabayla çiftleşenlerin yavruları daha zayıf olur, hastalıklara daha açık ve bağışıksız hale gelir. Hatta yavrular ölü doğar. Buna karşılık farklı gen havuzlarından gelen eşlerle çiftleşenlerin yavruları daha güçlü olur ve hayatta kalma olasılığı artar. Evrimsel biyoloji bu şekilde işler ve doğal seçilim sadece güçlü soyları korur. Uzun vadede, ensest eğilim göstermeyen, yani tesadüfen sürüden uzaklaşma eğilimi olan bireyler daha çok yaşar. Böylelikle de daha çok ürer. Bu davranışı destekleyen genler, nesilden nesile aktarılır ve böylece sürüden uzaklaşma eğilimi popülasyonda aslında bilinçliymiş gibi yayılır. Doğada bu süreç sanki akıllıca planlamış gibi görünür, ancak aslında bu, milyonlarca yıl süren deneme-yanılma ve elenme sürecinin bir ürünüdür. Sürüden ayrılma davranışı öğrenilmez; genetik olarak kodlanmış bir içgüdüdür. Bu içgüdü, milyonlarca yıllık doğal seçilim sürecinde ensesti önleyen bir adaptasyon haline gelmiştir. İnsan türü de tıpkı diğer memeliler gibi, yakın akraba çiftleşmesinin genetik zararlarını evrimsel süreçte öğrenmiştir.
Evrim
Böyle din adamları lazım bize.
Adnan Kahveci’nin İlâhiyat Profesörü kuzeni Niyazi Kahveci'den harika tespitler. - Bu ülkede en çok satılan, en çok satın alınan fakat hiç kullanılmayan tek şey dindir. Bunu satın alan halk problemlidir! Halkın zihin yapısı problemlidir! Bu problemlerin faturasını millet olarak birlikte ödüyoruz.. ▪️ Bu kafa birini büyütüyor, sonra da gidip kendini ona öldürtüyor. ▪️ Bu kafa, hastalıklı bir kafadır! ▪️ Bu kafa, anakronik (çağ dışı) bir kafadır! ▪️ Bu kafa, şizofrenik bir kafadır! - On bin yıl öncesinin anlayışıyla bugünü yaşamaya çalışan bir kafadır! - Kiralık kapitalle kapitalizm, kiralık felsefeyle bağımsızlık olmaz!.. En zor iş, çağdışı insan malzemesiyle çağdaş işler yapmaya kalkışmaktır. Otuz yıl sonra ya teknolojik insan olacaksınız, ya da gereksiz insan. Mesele bu kadar basit. - Batı'daki dinî mezhepler teolojiktir ve zihinseldir! Bizdekiler ise siyasaldır!.. Meşrulaştırmak için teolojisi arkadan gelir. - Sünnilikte düşünmenin “d”si yoktur! Adı üstünde teamülcü! Allah'tan, uygulamacı olan elin oğlu, bize teknoloji satıyor da, onu alıp kullanıyoruz.. Satmasa ne yapacağız? - 150 milyar dolar ihracatımız var ama, 300 milyar dolara yakın da ithalatımız var!.. Bunun anlamı şudur!. Bir liralık mal satıp, iki lirayla geçineceksiniz. - Yeraltı kaynaklarımızı sattık! Yer üstündekileri de sattık! Şimdi havayı betonla doldurup onunla geçinmeye çalışıyoruz. Gelin görün ki, bunu dert edinen kimse yok. - Şeyhlik, şıhlık kavramı, 5000 yıl önceki totemizm kavramının insana dönüşmüş halidir. Bu toplumda şeyh, şıh çok, fakat tek filozofumuz yok! O nedenle olguyu okuyamıyoruz. - Biyolojik yönden aklı bozuk insanların evliyadır diye peşlerinden koşup, “Benim hâlim ne olacak?” diye soranlarımız var!
Reklam
Reklam