Enver Y.

10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 19:13
Aylardır bu kitabı okumam gerektiğini düşünüyordum. Ekşisözlük'te "okunan en iyi roman" gibi bir başlıkta dikkatimi çekmişti ilk. Çok fazla sayıda insanın okuduğu “tartışmasız en iyi kitap”tı. Başlarda biraz mesafeli durdum, çünkü aynı başlıkta bir sürü kişi de Tutunamayanlar’ı en iyi kitap olarak yazmıştı. Tutunamayanlar kötü bir kitap değil elbette ama benim okuduğum en iyi kitaplardan birisi değil en azından. En iyi yerine başlık en zor roman olsa o zaman oyum kesinlikle Tutunamayanlar’a giderdi. Kitabı sipariş ettim ama elime geçince her zamanki alışkanlığımla kitabın ilk sayfasına göz gezdirirken ilk paragrafın “ulema, cühela ve ehli dubara, ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata … “ ile açıldığını okumamla kitabı kapatmam bir oldu. Ama aklımın bir köşesinde sürekli yer etmeye devam ettiğinden sonunda okumaya niyetlendim. Eğer yeterli vaktim olsaydı bitirmeden kalkmazdım yerimden. Daha ilk sayfadan içine çeken ve temposunu sonuna kadar devam ettiren, okuduğum en etkileyici romanlardan biriydi diyebilirim. Sık sık kullanılan eski türkçe kelimeler nedeniyle sürekli sözlüğe bakma ihtiyacı duyulsa da aslında bu kelimelerin çoğunun anlamı cümlenin akışından çıkıyor.
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çeviri Hakkında Bir Değerlendirme
Alber Camus’un en çok konuşulan romanlarından biri olan Veba’yı okumak için heyecanlıydım ama okumaya başladıktan sonra anlatılanları anlamak için zorlandığımı farkettim. Cümleler akıcı değildi, aynı cümleyi tekrar tekrar okusam da kafamda bir bütünlük oluşmuyordu. Kitabın çevirmeni bir üniversitenin Fransız dili ve edebiyatı ana bilim dalı başkasını olmasına rağmen, büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. Çeviri ile ilgili aldığım bazı notlar oldu: Mesela sayfa 46’da “Doktor Rieux, sağa sola dağılmış bir avuç hastanın, habersizce, vebadan ölmeye gelmesini arkadaşıyla konuşurken doğruladığında bile tehlike onun için hala gerçekdışıydı.” cümlesinde geçen “vebadan ölmeye gelmek” kötü bir tamlama değil mi? Hastalar vebadan ölmeye başlarlar ama ölmeye geldiklerini ilk defa duyuyor ve bir tamlama olarak okuyorum. Sayfa 49’da geçen “Sonra, veba duracaktı, çünkü kendinin ne olduğunu ya bilmiyor ya da yanlış biliyordu. Eğer durursa, bu da en olası durumdu, her şey yoluna girecekti. Tersi durumdaysa, sonradan onu yenmek için önceden önlem alma olasılığı bulunmuyorsa, onun ne olduğu öğrenilecekti.” paragrafında olduğu gibi başarısız, lezzetsiz bir çeviri yüzünden denmek isteneni anlayabilmek için birkaç defa okumak zorunda kalınan yerler de çokça. “Az sonra güzel sözler yükseliyor ve Grand’la konuşucuyu iki yabancıya dönüştüren temel ayrılığı daha açık bir biçimde ortaya koyuyordu” (sayfa 142). Cümlesinde geçen “konuşucu” kelimesi yerine aynı anlama gelen “konuşmacı” kullanılsaydı kulağı daha az tırmalayan daha akıcı bir cümle olurdu kanaatindeyim. “Gazeteci, kafe garsonlarından işe başlamıştı. Kafede çalışan bir garson her şeyden haberdardır. Ancak ilk sorguladıkları bu türden girişimlerin çok ağır cezası olduğunun özellikle farkındalardı.
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
7/10
·250 syf.··
2020 27. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2020 19:17
Önsöz amaçlı yazılan “B/Kazadan Sonra” bölümünde diyor ki yazar: “… ve kendini tek başına / bir kumsalda da değil, denizden kilometrelerce uzakta / üstelik bir dağ başında (Rakım: 2100) bulmadınsa / … / bu kitapta yazılı olanları anlamakta güçlük çekebilirsin.” Hayatımın iki yılını mecburi hizmet nedeniyle Ağrı’da geçirdiğim ve aradan yıllar geçmesine rağmen hala orda geçirdiğim günleri çok özleyişimden olsa gerek, romandaki kahramana bir nevi yoldaşlık duygusuyla okudum. Ferit Edgü’nün hayat hikayesine bakılırsa 1964 yılında er-öğretmen olarak askerliğini yaptığı Hakkari’nin Pirkanis köyünü romandaki mekân olarak görüyoruz. Daha önceden hayatının denizlerde geçtiğini ara ara anılarla öğrendiğimiz kahramanımız, hayatında ilk defa denizden uzak, dört yanı yüksek dağlarla çevrili, dillerini bile anlamadığı, oldukça küçük bir köye öğretmen olarak atanmıştır. Köye geldiğinde aynadaki görüntüsünü bile hatırlayamacak kadar kendisine yabancı bir adamın adeta şiir gibi akan roman boyunca çevresini ve kendisini de tanımasına şahit oluruz. 2018 yılından itibaren Alfa Yayınları tarafından basılan romanın içeriği kadar kapak tasarımı ve kağıt kalitesini de ayrıca çok beğendim.
Edebiyat
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Alfa Yayınları · 201914bin okunma
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 19:10
“At Çalmaya Gidiyoruz” Per Peterson’un tanınmasını sağlayan en popüler kitabı olduğu için dilimize de ilk çevrilen, benim de okuduğum ilk kitabı. Yakınlarını kaybedeli birkaç sene olmuş, 67 yaşında bir adamın yorucu kent hayatını artık geride bırakıp Norveç’in sakin orman köylerinden birisinde inzivaya çekilmesi ile başlıyor hikaye. Ama tabi aslında bu inziva, bir anlamda hikayenin sonu, çünkü inziva hiçbir zaman geçmişle hesaplaşmadan gerçekleşmez, en azından romanlarda. Bu hesaplaşma anlarında arka planda ikinci dünya savaşı, Norveç’in Almanlara direnişi, baba-oğul ilişkisi de geriye dönüşlerle anlatılıyor. Çevirisi de çok başarılı, oldukça akıcı. Belirli bir noktada artık geçmişiyle yüzleşip hesaplaşabilecek duruma gelmiş, geçmişi enine boyuna tartabilen, dürüstçe yargılayabilen, kendisini nihayetinde olduğu gibi kabul edebilmeyi başarabilmiş (başaramasa da en azından çabalayan) karakterleri anlatan romanları okumayı özellikle seviyorum ben. Kitap benzer kurgusu bakımdan George Orwell’in “Boğulmamak İçin”, Dag Solstad’ın “Mahcubiyet ve Haysiyet”, Kazuo Ishiguro’nun “Günden Kalanlar” ve “Beni Asla Bırakma” gibi daha önceden severek okuduğum kitaplarla da benzerlik taşıyor.
At Çalmaya GidiyoruzPer Petterson · Metis Yayınları · 20211,488 okunma
8/10
·224 syf.··
2020 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2020 16:12
Kitap nerdeyse tüm yabancı baskılarında en az 300 sayfa iken, YKY’nın küçük puntoları ile 223 sayfa. Diyaloğu da az olduğundan okurken biraz boğucu bir his yaratabiliyor. Roman boyunca insan kendini bir çok noktada “bunu neden konuşmuyorsunuz da susmayı tercih ediyorsunuz” derken buluyor. Konuşulmayıp yanlış anlamaya bırakılan tüm şeyler kitabın kaçınılmaz sonuna doğru tedirgin bir gidişat oluşturuyor. Çoğu durumda da olabilecekler önceden tahmin edilebiliyor. (Sanırım sadece Domokos’un son yaptığı fazlaca şaşırttı beni). Tüm bunlara rağmen kitap oldukça etkileyici. Hemen hepimizin başına gelebilecek yaygın bir durumu, çok farklı bakış açılarından izleyebilme fırsatı sunuyor. Iza'nın Şarkısı Magda Szabo
Edebiyat
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma