Önsöz amaçlı yazılan “B/Kazadan Sonra” bölümünde diyor ki yazar: “… ve kendini tek başına / bir kumsalda da değil, denizden kilometrelerce uzakta / üstelik bir dağ başında (Rakım: 2100) bulmadınsa / … / bu kitapta yazılı olanları anlamakta güçlük çekebilirsin.” Hayatımın iki yılını mecburi hizmet nedeniyle Ağrı’da geçirdiğim ve aradan yıllar geçmesine rağmen hala orda geçirdiğim günleri çok özleyişimden olsa gerek, romandaki kahramana bir nevi yoldaşlık duygusuyla okudum.
Ferit Edgü’nün hayat hikayesine bakılırsa 1964 yılında er-öğretmen olarak askerliğini yaptığı Hakkari’nin Pirkanis köyünü romandaki mekân olarak görüyoruz. Daha önceden hayatının denizlerde geçtiğini ara ara anılarla öğrendiğimiz kahramanımız, hayatında ilk defa denizden uzak, dört yanı yüksek dağlarla çevrili, dillerini bile anlamadığı, oldukça küçük bir köye öğretmen olarak atanmıştır. Köye geldiğinde aynadaki görüntüsünü bile hatırlayamacak kadar kendisine yabancı bir adamın adeta şiir gibi akan roman boyunca çevresini ve kendisini de tanımasına şahit oluruz.
2018 yılından itibaren Alfa Yayınları tarafından basılan romanın içeriği kadar kapak tasarımı ve kağıt kalitesini de ayrıca çok beğendim.