Alber Camus’un en çok konuşulan romanlarından biri olan Veba’yı okumak için heyecanlıydım ama okumaya başladıktan sonra anlatılanları anlamak için zorlandığımı farkettim. Cümleler akıcı değildi, aynı cümleyi tekrar tekrar okusam da kafamda bir bütünlük oluşmuyordu. Kitabın çevirmeni bir üniversitenin Fransız dili ve edebiyatı ana bilim dalı başkasını olmasına rağmen, büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. Çeviri ile ilgili aldığım bazı notlar oldu:
Mesela sayfa 46’da “Doktor Rieux, sağa sola dağılmış bir avuç hastanın, habersizce, vebadan ölmeye gelmesini arkadaşıyla konuşurken doğruladığında bile tehlike onun için hala gerçekdışıydı.” cümlesinde geçen “vebadan ölmeye gelmek” kötü bir tamlama değil mi? Hastalar vebadan ölmeye başlarlar ama ölmeye geldiklerini ilk defa duyuyor ve bir tamlama olarak okuyorum.
Sayfa 49’da geçen “Sonra, veba duracaktı, çünkü kendinin ne olduğunu ya bilmiyor ya da yanlış biliyordu. Eğer durursa, bu da en olası durumdu, her şey yoluna girecekti. Tersi durumdaysa, sonradan onu yenmek için önceden önlem alma olasılığı bulunmuyorsa, onun ne olduğu öğrenilecekti.” paragrafında olduğu gibi başarısız, lezzetsiz bir çeviri yüzünden denmek isteneni anlayabilmek için birkaç defa okumak zorunda kalınan yerler de çokça.
“Az sonra güzel sözler yükseliyor ve Grand’la konuşucuyu iki yabancıya dönüştüren temel ayrılığı daha açık bir biçimde ortaya koyuyordu” (sayfa 142). Cümlesinde geçen “konuşucu” kelimesi yerine aynı anlama gelen “konuşmacı” kullanılsaydı kulağı daha az tırmalayan daha akıcı bir cümle olurdu kanaatindeyim.
“Gazeteci, kafe garsonlarından işe başlamıştı. Kafede çalışan bir garson her şeyden haberdardır. Ancak ilk sorguladıkları bu türden girişimlerin çok ağır cezası olduğunun özellikle farkındalardı.