Kitap 3 hikayeden oluşuyor. Hikayelerde ön plana çıkan delilik durumu ve o delilik etrafında gelişen olaylar silsilesi. Psikolojik karmaşa bolca yer alıyordu satırlarda fakat şunu belirtmem gerekir ki çeviri de burada dile getirmek zorunda hissettiğim derecede çok hata gördüm ama yinede emeğine sağlık Nihal Hanımın, çok da abartılacak hatalar değil. Son olarak, hikaye pek tercih ettiğim bir tür değil ama yinede okurken keyif aldım. Herkese öneriyorum.
"Kadının ne olduğunu, kalbini kime adadığını ancak şimdi anladım. Bunu ilk anlayan benim galiba: Kadın şeytana aşıktır. Evet, şaka etmiyorum. Fizikçilerin hakkında yazdıklarının hepsi saçma, o sadece şeytanı sever. Bakın şimdi bile, parter locasında oturan şu fettan dişinin dürbününü göğsü nişanlarla donanmış şişkoya mı çevirdiğini sanıyorsunuz? Değil! Adamın arkasında durup sırıtan şeytana bakıyor o... İblis şimdi herifin frakının içine saklanmış, kadına parmağıyla işaretler yapıyor; kadını avlamış bile... Onundur artık! Herkesin nabzına göre şerbet veren, saray kapılarını aşındıran, kendilerini yurtsever diye satan, yüksek rütbeli, yüce unvanlı babalar da sadece yağlı kuyruk peşinde... Evet, yağlı kuyruktan başka düşünceleri yoktur bu yurtseverlerin! Para için yalnız anasını babasını değil, Tanrısını bile satar bu çıkarcılar. Hırs boğmuştur onları; hırsın tohumu da küçük dilin altında, ufacık bir kesenin içinde, toplu iğne başı kadar minnacık bir kurttur."
Stefan Zweig’ın dilini beğeniyorum ve ayrıca psikolojik tahliller, kişinin kendi içindeki dünyasını, psikolojik durumlarını çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Bu kitaptaki hikayelerde, kişilerin çaresizliği, ruhundaki sallanmaları ve sonucundaki intiharlarını anlatıyor. Tavsiye ediyorum herkese