Oblomov, Oblomovluk, Oblomovka: Kitapta sürekli duyduğum ve bir nevi kitabı özetleyen kelimelerdi bunlar. İvan İlyiç Oblomov, asil bir aileden gelen asil bir insan ve en büyük düşmanı bence ailesi. Küçük yaşlarda sürekli üstüne titrenilmesi, pamuklara sarınıp sarmalanması sonucu çorabını bile kendi başına giymeye üşenen bir delikanlı. Üşengeçliği o kadar fazla ki evden çıkmayıp saatlerce uyuduğu bile oluyor. Sevdiği insandan bile hayatını değiştirir korkusuyla ayrılan birisi. Saf ve temiz bir kalbi olduğundan çevresindeki bazı insanlar tarafından kandırılmaya müsait bir yapıda olan kahramanamızın dostu Ştolts olmazsa belki de hayatı cehenneme dönecek durumda. Bazı anlarda İvan İlyiçe yeter bu kadarı fazla diyeceksiniz bazen de bir insan nasıl bu kadar temiz ve saf yürekli diye düşüneceksiniz eminim. Hayatımın bazı anlarında benim de üşendiğim zamanlar oluyor ve bu üşenmeye artık bir ad -Oblomovluk- bulduğum için galiba elimden geldiğince üşenmemeye çalışacağım. Oblomov gibi temiz kalpli olalım ama Oblomovluk yapmamaya özen gösterip kitap okuyalım. İyi okumalar :)
Ya sisteme ayak uydurursunuz ya da ezilip gidersiniz. Gregor Samsa, sabah dev bir böceğe dönüşmüş şekilde uyanıyor. Sistem içerisinde bir köle gibi çalışan Gregor, böceğe dönüştüğü için işinden oluyor ve hor görülüyor. Ailesi -özellikle babası- tarafından sevilen Gregor, artık işe yaramadığı için eziliyor. Öyle ki ayak altında dolaşmadığı sürece sorun olmuyor. Ne zamanki kendini göstermeye çalışıyor işte o zaman tamamen istenmiyor. Toplumda sivrilenlere ve farklı olanlara yapılan şeyler Gregor’a yapılıyor bir nevi. Kafka’nın okuduğum ilk kitabı olan bu eser dünyamızdaki sistemi çok güzel şekilde anlatıyor.