Yine bir Cengiz Aytmatov klasiği. Yine bir doğanın, içtenliğin en güzel anlatımı. O dönemin kısa bir kesitini en güzel şekilde doğayla bütünleşip kültürünü hayal dünyanıza katarak anlatılışı...
Devlet nasıl oluru, olmalıyı ele alan sadece devleti değil insanın olması yada davranması gereken kalıpları oluşturuyor. Kitap tek başına bir devletin tüm kurum ve kuruluşlarının tüzüğünün kaynağı olmaya yeterli. Sosyolojik gerçekleri göz önünde bulundurarak toplumun etik değerlerinin nasıl olması gerektiğini tartışarak ele alması mükemmel. Düşünün artık bunlar 2500 yıl önce yazılmış. Kitabı okuduktan sonra sadece bilim ve teknik anlamda uzay çağında olduğumuzu 2500 yılda 1 yıl dahi ileriye gidemediğimizi anlamaya başlayacaksınız...
Elif Şafak'ın kitapları başlarda sıkıp merak uyandırmaz. Sayfalar ilerledikçe içtenlikle benimsersiniz yazdığını. En büyük handikabı feminizmin etkisinde bir kalemi olması. Keşke bunu biraz törpüleyebilse. Bu kitapta ciddi anlamda feminizmin etkisinde kalarak yazdığı için duygu sömürüsü yaptığını düşünüyorum. Kadınların bazı zamanlardaki ruh hallerini, beklentilerini, bunalımlarını, duygusal sapmalarını incelikle işliyor. Kendi hayatından kesitleri ve anne adayı olmanın sürecindeki ruhsal karmaşayı cesurca yazarak okuyucuya sunmuş.
Din sosyoloji felsefe edebiyat hepsini tek bir kitapta birleştirmiş. Felsefeye başlayacaklar için ön kitap olabilir. Dikkatli bir şekilde okunmasını öneririm. Kitap sığ ve dar beyinleri hayli aşıyor.
Aşk kitaplarını pek sevmem. Bu kitabın sadece kurgusunu sevdim. Kitapta Aslı'yı güçlü ve bağımsız kadın imajına, Murat'ı ise ana kuzusu, çılgın aşık, söyleneni yapan, bastırılmış erkek imajına sokması bana iğreti geldi. Oysa toplumsal gerçekliğimizde böyle değil. Feminist bir bakış açısıyla yazıldığını düşünüyorum. Duygularla değil de mantıkla yorum yapacak olursam kitabın hiçbir yerinde kendimi bulamadım.