erdijrk

erdijrk
@erdijrk
The Men Who Knew Too Much twitter.com/erdijrk instagram.com/erdijrk
Sophisticated / intelligentsia
Psychedelic / underrated
Fear and Loathing in İstanbul
Half Mortal
19 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Thomas Hobbes
Çağdaş batı siyaset felsefesinin kurucusu ingiliz düşünür thomas hobbes (1588-1679), ispanyol armadası’nın tehdidinden korkan annesi tarafından erken doğumla dünyaya getirilmesi hakkında şöyle yazacaktır: “annem öyle bir korkuya kapıldı ki ikiz doğurdu: beni ve benimle birlikte korkuyu.” yetişkinlik dönemi büyük çalkantılara ve korkutucu olaylara denk düşen hobbes, hayatı boyunca iktidar sahiplerinin hışmına uğramaktan korkmasına karşın bu durum onun yaratıcılığını ve düşündüklerini kaleme almasını engellememiştir. insanın da doğadaki diğer nesneler gibi sadece madde ve hareketin kurallarına tabi olduğu, din konusunun ise ancak kişisel inanç meselesi olarak görülebileceği görüşü nedeniyle ateist diye damgalanmaktan korkmuş ancak bu uğurda büyük bir fikir mücadelesine girişmekten geri durmamıştır. herkesin herkesle çatışmasından (bellum omnium contra omnes) kaçınmak için herkesin haklarından feragat etmesini ve toplum sözleşmesi çerçevesinde halkın güçlü bir merkezi iktidar, hatta mutlak hükümdar tarafından yönetilmesini öneren büyük eseri leviathan’ı, hayatından endişe ederek kaçtığı fransa’da yazmıştır. demokratik öncüllerden yola çıkıp mutlakıyetçi sonuçlara vardığı için “muhafazakârlığın hizmetinde bir radikal” olarak nitelenmesine neden olan kitap, fransız katolik kilisesi kadar ingiliz anglikan kilisesi’nin de büyük tepkisine neden olmuş ve hobbes, ateizm suçlamasıyla yakılmak istenmiştir. bu feci olay gerçekleşmese de korktuğu başka bir şey başına gelmiş, kitapları kilisenin yasak yayınlar listesi ındex’e dahil edilmiş, kendisi de bazı yazılarını yakmak zorunda kalmıştır. “hayal gücü, benzer olmayan şeylerde benzerlik görür. şairin yeteneği bu. yargı gücüyse benzer olan şeylerde benzersizlik görür. bilim adamının yeteneği de bu” sözüyle insanın kadim ikilemine
Siyaset
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gotama Buddha
Gotama Budha (m.ö. 563 - 483), hindistan’ın kuzeyindeki kosala kenti yakınlarında yaşayan şakya kabilesinde, “güneş soyundan” bir ailede, kşatriya (savaşçılar) kastının mensubu olarak doğdu. babası, kral şuddhodana idi. bir bilge, onun yaşlı bir adam, hasta bir adam, ölü bir adam ve dünyadan elini eteğini çekmiş bir adamla karşılaşırsa budha olacağı kehanetinde bulundu. 16 yaşında evlenen ve rahula isminde bir oğlu olan gotama, küçük yaşlardan beri derin düşüncelere dalmaya eğilimiydi. bilgenin haber verdiği adamları görüp kendi zevk ve sefa içindeki hayatı ona anlamsız ve boş gelince, dünyadan el çekmeye karar verdi. bir samana bezine sarınarak sarayından ayrılıp keşişlik hayatına başladığında 29 yaşındaydı. gotama budha, kutsal incir ağacının altında aydınlanmaya ulaşınca dünyanın acıdan ibaret olduğunu ve insanı bu acıdan kurtaracak bir yol bulunduğunu fark etti. yarım asır süren keşişlik hayatında, tüm dünya nimetlerini reddedip nefsi üzerinde tam kontrol kurmak suretiyle özgürleşip hakikate varmayı içeren bu yolu öğretti. bu büyük bilge öylesine çok sevildi, öylesine benimsendi ki ölümünden sonra öğretileri din, kendisi de bir tür tanrı haline getirildi. doğum yeri lumbini bahçesi, aydınlanmaya ulaştığı yer olan bodhgaya, ilk vaazını verdiği varanasi’deki geyik parkı ve ölüm yeri kisunagari, budistlerin en kutsal dört hac mekânı oldu.
Din
Juan de Valdes Leal
İspanyol barok resminde acının resme aktarılmış en iyi örneklerini vermiştir. ve bu muhtemelen tüm resim tarihi için de geçerlidir. finis gloriae mundi (dünya nimetinin sonu) ve in ictu oculi (göz açıp kapayıncaya dek) valdes'in yaparken reform karşıtı ruhtan beslendiği ve korkunun estetiğinin temellerini attığı birbirini bütünleyen iki tablosu ancak hristiyan inancı ve 17. yüzyıl mistik akımlarının etkisi bakımından ele alınarak anlaşılabilir. nihai kurtuluşa ulaşmanın biricik yolu olarak bedensel ayrılmadan söz ediyor. müminleri aşka getirmek için cennetin zevklerini de çizebilirdi ama dünyevi ıstırabı çizmeyi yeğledi. yaşamı bir çürüme süreci olarak gördü
Kültür-Sanat
Lou Andreas-Salomé
Üstün bir zekâya, olağanüstü bir güzelliğe sahip olan lou andreas-salomé, 1861’de st. petersburg’da doğdu. döneminin önde gelen düşünür ve sanatçılarını baştan çıkaran kadınlardan biri oldu. friedrich nietzsche, rainer maria rilke, ona delice tutkundular. sigmund freud onun çekiciliğine kendini kaptırmıştı. şaşırtıcı olan, erkeklerle birlikteliği sevdiği halde otuz beş yaşına kadar onların kendisine tensel olarak yaklaşmalarına izin vermemesiydi. bu, erkeklerin cesaretini kırmaktan çok, nietzsche’de olduğu gibi, onları deli ediyordu. ilginç olan, bütün dillerde lou’ya pek çok sayfa ayrılmasına rağmen erkeklere karşı bu tutumu, aydınlığa kavuşmayan karanlık bir nokta olarak kaldı. lou aşk ziyafetlerinin oburu olarak, ömrünün sonuna kadar bu açığı fazlasıyla kapattı, hem de hep kendisinden oldukça genç erkeklerle. lou andreas-salomé, bir yazar; yaşadığı almanya’da çok saygın bir psikanalist.. avrupa’nın ilk özgür kadınlarından biri.. kalemi ona maddi bağımsızlık ve sosyal konum sağladı. ama asıl başyapıtı, bizzat kendisiydi.
Edebiyat
Marquis De Sade
O tanrısızlığa inanır. ahiret yoktur. cennet, cehennem yoktur. doğru, yanlış yoktur. yegâne ahlaki pusulamız doğadır. onun gözünde insan bir böcekten farksızdır. ve doğa hayatı ölümle besler. o nedenle cinayet iyidir, toplu cinayet en iyisidir Ona göre tanrısızlık hayatı anlamsızlaştırır. şiddete, suça, ölüme ve hazza kışkırtır. o da edebiyatında/sanatında bunları yüceltir. ne kadar aykırı ve sapıkça olursa olsun, her türlü arzuyu sınırsızlaştırır. zulüm ve arzu birbirinden ayrılmaz. sade'ın bu düşünceleri, ilerde intiharı bir sanat olarak hayal edecek romantiklerde, Charles Budelaire gibi estetik modernizmin babalarında, dada ve sürrealizm üzerinde, bataille(bkz: Georges Bataille, Albert Camus, Michel Foucault gibi filozofların estetiklerinde son derecede etkili olacaktır.
Edebiyat