Şehir ağır ağır boşalmaktaydı. Talebeler memleketlerine yahut dağ köylerine, ucuz plajlara çekiliyorlar. Zenginlerse şimale, şimalin büyük gazinolu, operalı deniz kenarı şehirlerine göçüyorlardı. Sanki bütün kesesi müsait şehir halkı sıcaktan yanan kasabayı fakirlere bağışlıyor ve sanki bu sıcağı, bu tahammül edilmez harareti kendileri şehre veriyorlarmış gibi kaçıp gidiyorlar. Şehri amelelere parasız talebelere ve ihtiyar kızlara bırakıyorlardı.
İnsanda en büyük intibalar, en büyük hadiseler iz ve hatırasını bırakmalıdır. Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri her şeyi severek öleceklerdir.
Özellikle de sık sık olduğu üzere hayatı bir kez daha anlatmayı denemek için hayatlarından parçalar çaldığım akrabalara, arkadaşlara ve yabancılara teşekkürler.
Birisi piramitleri yapabileceğimizi haykırmalı. Yapmamamızın bir önemi yok. O isteği beslemeliyiz ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz sınırsız bir çarşaf gibi