Şairleri, büyük şairleri okudukça gönlümüz bir neşve ile doluyor ya, onlarda bizi küstüren bir şey de var; bizim bütün düşündüklerimizi bizden çok önce düşünmüş, hem de oynar gibi düşünüp oynar gibi söyleyivermişler. [Baki'den söz ederken söylüyor.]
Milletinin uğradığı felakete üzülmeyen kişiden tiksinirim. [Böyle biri] gözlerinin gördüğü insanların acısını paylaşmazsa öteki insanları nereden anlar?
İyilik dileğinin bize vergi olduğunu sanıp başkalarında ancak kötülük canavarını görmek, bencilliğin, bencillikten de daha utanılacak bir şey olan bizciliğin, her türlü kinin başlangıcıdır.
Roman okumayı sevmeyenler,
1. Kendilerini başka kimsenin yerine koyamazlar.
2. Her şeyi anlasalar da kişioğlunu anlayamazlar.
3. Karşılarındakinin acılarını paylaşma gücü yoktur.
4. Bir suçu bağışlayabilirler ama sevgisizce, anlayışsızca bağışlarlar.
5. Suçunu bağışladıkları kimseye yukarıdan baktıklarını, o suçu kötü gördüklerini sezdirmemek ellerinden gelmez.
6. Çoğu gerçeğe ilgi gösterdikleri için romanları sevmediklerini söylerler ancak onların ilgi gösterdikleri gerçek yalnız kendi gerçekleridir.
7. Gerçeğin birçok yüzü olabileceğini düşünmek bile akıllarından geçmez.
-Ne belalı bir yanı var tartışma sanatının.
-Niçin?
-Çünkü birçokları zorla giriyorlar tartışmaya. Tartıştıklarını sanıyorlar. Oysaki yaptıkları tartışma değil, ÇEKİŞME'dir. Neden dersen bir meseleyi ayrı ayrı yönleriyle ele alıp inceleyemezler. Karşılarındakinin tersini söylemek için kelimelere takılırlar. Tartışmak değil hır çıkarmaktır bu. (Sokrates)