Mustafa Kemal'in corinne'e gönderdiği onuncu mektup..
Mustafa Kemal'in 22 haziran 1915'te yazdığı mektup: 22 haziran Aziz Madam, Uzun zamandan beri aramızda derin bir sessizlik hüküm sürmektedir. Onu evvela sizin ortadan kaldıracağınızı sanıyordum. Fakat insanın tahayyül ettiği şey nadiren gerçekleşir. Bundan başka, eşsiz ve hayranlığa layık dost H.K.'nin getirdiği mektuplardan sonra sevimli mektuplarınızı beklemekte haksızım. Ben Sofya'da iken genç, fakat tecrübeli bir dost hanım bana diyordu ki, bir kadın hayran olduğu bir erkek dosta karşı duyulan saygı ve suskunluğun tesiri altında kalmamalıdır. Fakat bu pek mantıki nasihatlere rağmen, çok defa bu bir kere birine hayran olmuş hanımın bile, onunla daima tehlikeli bir tarafı olan konuşmalarına devam ettiğini görüyordum. Nuri Bey buraya geldi. Sizin evinizde geçen sevimli (öğlenden sonraları) her an hatırlıyor (dilinden düşürmüyor). Hastahanede meşguliyet ve eğlence mevzuları bulabilmiş olmanızdan memnunum. Aziz Madam, size hürmetkarane duygularımı sunmama müsaade ediniz. Valideniz hanımefendiye, pederiniz beyefendiye ve küçük dost Matmazel Edith'e muhabbetle dolu bin şey. M. Kemal
Sayfa 53·Kitabı okudu
Evlenmelerde başlık parası var, buna karşılık kız da çeyiz getiriyor. Kız tarafı sözünden dönerse, erkeğin verdiği başlık parasının iki katı verilecek. Eğer erkek sözünden dönerse, verilen başlık parası kıza kalıyor. Kadının ölümü halinde, kadının malı ve çeyizleri çocuklarına düşüyor. Kocası ölen kadın, kocasının malına yarı yarıya ortak oluyor. Yalnız, kadın ölen kocanın yerine onun kardeşi ile, o da ölürse kardeşi varsa yine kardeşiyle, yoksa yeğenleriyle evlenmek zorunda. Annem bu uygulamanın Yahudilerin din kitabı olan Tevrat'ta da bulunduğunu, bunu da onların Hititlerden almış olduklarını söyledi. Bu gelenek Anadolu'da kısmen sürüp gidiyormuş. Mal kaçmasın diye, kadını aileden başkasıyla evlendirmek istemiyorlar.
1000Kitap
Reklam
Sol lob işleyişi daha ağır basan bir insan ile sağ lobunu daha fazla kullanan insan nasıl bir araya geldiklerinde anlaşamıyorlarsa (bu durum farklı meslek gruplarından insanların birçok konuda anlaşamıyor olma sebebidir) Batı ile Doğu arasında da aynen bir erkek sol lob ile bir kadının sağ lob dünyaya olan bakış açıları kadar bir fark meydana gelir. Her insanın doğuştan gelen eğilimleri çevresel koşulları ve aldığı eğitim neticesinde bir lobu diğerine göre daha ağırlıklı olarak çalışır. Her iki lobunu da benzer oranlarda koordineli bir şekilde çalıştırabilen insanlar geleceğin insanları (homo globus) olacaklardır. Önemli olansa bu durumu kavrayarak zayıf olan tarafı doğru bir eğitimle ve farkındalık bilinci ile geliştirmektir.
Alıntı
Yedi Peçeli; kadınların tanımadığı, bilmediği ayrı ve üstün bir âlemde yaşayan bir kahramandır. Kadınlar onun değişik hayatına akıl erdiremedikleri için ona "Perili, karışık, yedi peçeli" derler. O, yedi senede bir defa sultan ablasının deniz kıyısındaki harem sarayına hatır sormaya gelir. Kadınlar dünyasına ayak basması öyle nâdir bir vakadır ki bahçede en seyrek açan nazlı gül fidanı çiçeklenerek kahramanın gelişini müjdeler. Abla sultan her ziyârette Yedi Peçeli'ye dünyânın ikramını gösterir, en dildar câriyesini onun koynuna verir; fakat onu bir türlü sarayda alakoyamaz. Yedi Peçeli bir gece kalır ve gider. Ayağını bağlayabilmek için yüreğine aşk ateşini salmak gerek. Hasret çeke çeke açıkgözlülüğe erişen kadınlar kahramanda aşkı uyandırmak yolunu öğrenirler. Hoşlandırmak, acındırmak, düşündürmek. Öyle pâdişah kızıydı, yok hâkan kardeşiydi, böyle şeyler Yedi Peçeli'nin kulağına girmez. Kahraman İskender'in kızını, bir pula satın almaz. Eşi olacak kızı, bir câriye diye karşısına çıkarırlar. Nazlı, güzel bir kız; çocukça savrukluğu, pervâsız cüretkârlığa hep kabahat işleyen, hırpalanan, hor tutulan, gene de ortalığa meydan okuyan hem zavallı hem girgin bir kız. İşte Yedi Peçeli bu pusuya düşer, sevdâlanır, evlenir. Baş başa verip üstün dünya kahramanını miskin ev hayatına nasıl bağlayabileceklerini keşfeden kadınlara alt tarafı için de yâni Yedi Peçeli'yi devamlı alakoymak ilmi için de tedbir gerektir. Gönül katmak, teslim olmak güç değil, asıl kadınlık mârifeti bundan ötede kendini göstersin... **Zühre'm, ne yazık bilemedin ki eşinin karşısında her erkek bir Yedi Peçeli, bir kahramandır! Aslında Sinan Ağa misilli cenk kaçağı, bir korkak, para canlısı bir nâdan olsa bile. Onu herkes, olduğu gibi görsündü. Fakat sen... Değil mi ki aşkın bin dallı mücevherle
Sayfa 198·Kitabı okudu
Yaşadığım zorlukların, her insan kişiliğinin iki farklı tarafı olduğunu, her kadın ve erkeğin potansiyel olarak hem erkek hem dişi olduğunu anlama konusundaki beceriksizliğimden kaynaklandığını söyleyebilirim.
Sayfa 16 - Metis Yayınları - 6.Baskı - Nisan 2024·Kitabı okudu
Bu Dâvet Bizim
Erlik Kağan
İç Avrasya'ya dağılmış tüm milletler vaktiyle öğrendi ki yer altının tanrısı Erlik Kağan'dır. Türk sahası mitolojik anlatılarında kötülüğün, ölümün, ölülerin ve yer altının tanrısı olarak anılır. Kötülüğün kavramsal olarak karşılığı ya da dünyadaki tüm fenalıkların kaynağı olarak görülür. Kelime anlamı itibarıyla runik yazılardan öğrendiğimiz kadarıyla kötü kuvvet ve Buryatça karşılığıyla kan içen gibi anlamlar taşıyabilir. Erlik, kötülüğü, hırsı, açgözlülüğü ve her tür kötülüğü simgeler. Yaradılışı gereği, kötü şeyleri sever ve kötü işler yapmayı tercih eder. İyi şeylerin temeline ve köküne karşıdır. Son derece bilgisiz, yıkıcı, küstah ve utanmaz olarak bilinir. Düzen ve barış istemez. İradesi yoktur, iradesizliği temsil eder. Sarayı yer altındaki karanlık ülkededir. Burası kara güneşle aydınlanır. Sarayı çamur, kara demir ve kara kayadan yapılmadır. Eğer bir insan oraya gitmek isterse önce Siyah Göl'ü aşmalıdır. Ama burası öyle kolay kolay geçilebilecek bir göl değildir. Gölün tamamı, intihar edenlerin kanlarından oluşur. İçinde ölü atalar yaşar. Gölü aşabilmek için üzerindeki köprüden geçmek gerekir. Ama bu köprü tek bir at kılından oluşmaktadır. Oradan geçebilmek için bir şaman olmak gerekir. Bunu başaran şaman büyük bir ırmağa varır. Burası insanların gözyaşlarından oluşan Toybadım (Doymadım) Irmağı’dır. Saray da bu ırmağın yanındadır. İçinde Abra ve Yutba adlı büyük iki ejderhanın yaşadığı Toybadım Irmağı, Erlik Kağan'ın sarayının önünden böylece geçip gider ve Büyük Tengiz'e akar. Yer altının karanlık ülkesinde, Erlik Kağan dünyadaki tüm kötülüğe hükmeder. Yer altındaki ve yer üstündeki tüm kötü ruhlar onun emrindedir. Hatta insanlardan da emrinde olanlar vardır. Görünüşü hakkında detaylı tasvirlere ulaşmak mümkündür. İhtiyar olduğu bilinir ama
Sayfa 97 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Reklam
Reklam