Antalya'da bir ya sabahı. Plaj, garson çocuk ve tatil yapan insanlar. Muhteşem bir salı günü. G.Ç kaldığı otel odasından dışarıya bakmış. Güneşin Akdeniz üzerine doğuşunu görünce sabah olduğunu anlayıp doğru duşa girmiş. Duştan sonra tıraşını olmuş ve beyaz gömlek ile rahat bir şort giymiş. Ona ne zaman ise başlayacağını veya ne zaman biteceğini söyleyen kimse yoktu. O çalışacağı zamanı kendi bilir ve orada olurdu. Patron ne arkadaşı ne de kendisi otel sahibi. Bir şekilde orda emir almadan rahatça çalışmanın bir yolunu bulmuştu. Kendine ait deniz manzaralı bir odası da vardı. Ama tabiki işi gerçekten çok zordu. Bu kadar insandan o sorumluydu ve bir yardımcısı yoktu. Ha bu arada aynı zamanda can kurtarandı bu çocuk. Kahvaltısını bir bardak kahve ve yarım kaşarlı tost ile bir sandalyede oturarak yedi. Erkenci kuşlara baktı. (sabah saatlerinde gelen misafirler) Sonra şunları söyledi " Siz de olmasanız sabah sabah buralar hiç çekilmez." ve çalışmaya başladı. Gelen insanlarla tek tek tanışmaya başladı, onların memnun olmasını sağladı. Sonra plajın en güzel köşesinde tek başına bir kız gördü. Güneşin altında dinleniyor ve huzurlu görünüyordu. Ama bizim çocuğun bundan emin olması gerekiyordu. Evet cidden böyle bir sorumluluğu vardı. Kızı hemen rahatsız etmek istemedi ve karşı şezlonga oturdu. Biraz onu izledi. Kahve krem arası renkte bir bikini giymişti ve açık renkli teni, güneş ile birleşince çok güzel görünüyordu. Havalı kızlardan değildi belliydi yüz hatlarından. Alçak gönüllü ama birilerinden alınmış da ona verilmişti sanki yüzündeki güzel yüz hatları . Vücudu da bu konuda nasibini almıştı. Vücut kıvrımları bir model gibi kusursuz olmasa da her detayına kadar muhteşemdi. Sonra hangendi diyerek söze başladı. Konuşma bitince kız ona hayran hayran bakıyordu, gülümseyerek