“ Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Bağımlı ilişkiler mi, bağlı ilişkiler mi?⠀
⠀
Birini sevdiğin zaman merkezinden çıkıp ona doğru mu yöneliyorsun?⠀
⠀
Ya da tam tersi, hoşuna gitmeyen bir durum karşısında ondan uzaklaşıp araya mesafe mi koyuyorsun?⠀
⠀
İlişkiler dans eder gibi olduğunda güzel oluyor aslında.⠀
⠀
Dans ederken her iki partner de kendi merkezinde kalır.⠀
⠀
Dengededir ve bu denge durumunu partneri sağlamaz.⠀
⠀
Tamamen kendine bağlıdır dengesi.⠀
⠀
Ve böyle dengede kaldığında partnerinin küçük bir denge kaybında da ona destek olabilir.⠀
⠀
Ve tekrar güzel bir dans sergileyebilirler.⠀
⠀
Fakat ağırlığının çoğunu partnerine veren ve dengeyi ondan aldığı güçle sağlayan bir dansçı hem partnerini yorar, ⠀
⠀
hem dansları güzel görünmez, ⠀
Çiçek, ilk biyolojik silah sayılır. Kuzey Amerika'yı zapt etmek amacıyla 1763'te Ingiltere ile Fransa arasında yaşanan savaşta, Sir Geoffrey Amherst'in (Kuzey Amerika'daki başkomutan) emriyle İngiliz birliklerine şöyle sorulmuştu;
“Hastalıktan etkilenmemiş Kızılderili kabilelerine çiçek hastalığını göndermenin bir yolu bulunamaz mi? Sayılarını azaltmak için gücümüzün yettiği her savaş hilesine başvurulmalıdır." Pennsylvania cephesindeki en yüksek rütbeli İngiliz subayı Albay Henry Bouquet şöyle yanıt vermişti:
"Ellerine geçebilecek battaniyelerle hastalığı Kızılderililerevbulaştırmayı deneyeceğim ve kendim hastalanmamaya dikkat edeceğim." Çiçek püstülünden alınmış kabuklu materyalin bulaştırıldığı battaniyeler Kızılderililere verilip pek çok hastalığa karşı hiç direnci olmayan bu insanlar arasında
çiçeğin yayılması sağlandı. Sonuçta çok sayıda Kızılderili hayatını kaybetti ve yenilgi kaçınılmazdı.
Florence Nightingale savaştan sonra Ingiltere'ye döndü
ve 1860'ta türünün ilk örneği olan Nightingale Hemşirelik Okulu'nu kurdu. Savaş sırasında edindiği deneyimler
Işığında, Ingiliz ordusundaki sağlık yönetiminin bir reforma gereksinim duyduğuna inanıyordu. İstatistik bilgisini,
yönetimsel yetersizliklerin hastaların sağlığını nasıl etkilediği konusunda veri toplamak amacıyla kullandı. Ölüm
oranlarına ilişkin analizi, barış zamanında bile ordudaki
ölüm oranının aynı yaşlardaki sivil erkeklerde görülenden
daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu yüksek değeri
bulaşıcı hastalıklara bağlayarak sıhhi koşulların düzeltilmesiyle oranının düşürülebileceğini öne sürdü. İngiliz
Ordusunda Sağlık, Verimlilik ve Hastane Yönetimini
Etkileyen Meseleler Konusunda Notlar başlıklı bin sayfalık bir rapor hazırladı ve hem Amerika İç Savaşı hem de
Fransa-Prusya Savaşı'nda yaralıların daha insani ve etkili
bir şekilde tedavi edilmesi konusunda ilham kaynağı oldu.
Coşkuyla tuttuğu kayıtlar Kızılhaç Cemiyeti'nin kurulmasında etkili oldu.
Hakkında yapılan "şeytani aşırılıkların yönlendirdiği
kadın, tam bir egoist, can sıkıcı bir sofu, pek zeki değil" ve
Kendi başına bir şeyler yaparak tatmin olmaktan başka bir şey düşünmeyen bir megaloman" şeklindeki eleştirilere
karşın Florence Nightingale titiz bir arşivci, Kırım'daki
korkunç koşulları düzelten yetenekli bir yönetici, erlere
gaddarca değil, saygıyla muamele eden bir insan ve gece gaz lambasının ışığında koğuşları yalnız başına dolaşıp,
gereksinimi olanların yardımına koşan şefkatli bir çalışan
olarak olumlu imajını halen korumaktadır. Hemşirelik,
enfeksiyon kontrolü, hastane epidemiyolojisi ve acizlerin
bakımı alanlarında bıraktığı miras toplum sağlıkçıları için
bir esin kaynağı olmayı sürdürmektedir.