Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimsede uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim atmadım ; kötü yaşım korkusuyla hiç yaşamadım. Bana acımayın ben kötüyüm; sizlere karşı kötü duygular besledi içimde. Beceriksizliğimden uygulayaamadım kötü düşüncelerimi. Sizleri kıskandım, küçük gördüm, bayağı buldum: bana yapılmasını istemediğim kötülükleri sizlere yapmak istedim. Fırsat bulunca da yaptım. Dün gece rüyamda biri beni öldürdü. İçimin boşaldığını hissettim. Ben de ne işkenceler düşünmüşümdür bana kötülük edenler için. Beni de öldürmelerini istiyorum artık çünkü artık olduğum gibi kalmaya dayanamıyorum. Yalnız beni öldürürseniz kötülüklerim gizli kalacak. Onları bir sır gibi mezara götüreceğim: gene aldatacağım sizleri. Gelin hep birlikte önce yaşarken öldürelim beni.
Her şey olup bittiğinde hakikaten çok şaşırmıştım. Planladığım hayat bu değildi. Ama hayat zaten genel olarak planların tıkır tıkır işlediği bir şetaret fabrikası sayılmaz mı? Siz planınızı yaparken o da kendininkini yapar